İnsan zihni dünyayı ya ya da mantığıyla anlamak ister. Ya doğru ya yanlış. Ya iyi ya kötü. Ya bizden ya onlardan. Bu düşünme biçimi akla güven verir çünkü kesinlik sağlar. Ancak yaşam böyle işlemez. Yaşam bir oluş ve akıştır. İçinde hem varlık hem yokluk aynı anda bulunur.
Zihin hakikati sabit bir şey gibi ele aldığında onu belirler. Belirleme sınır çizmek demektir. Sınır çizildiğinde içerisi kadar dışarısı da oluşur. Her belirleme aynı zamanda bir dışlama üretir. Bu yüzden hakikati elinde tuttuğunu düşünen zihniyet zamanla şiddet üretir. Çünkü farklı olanı tehdit olarak görür.
Kemal yani tamamlanmışlık zihnin idealidir. Doğada ve yaşamda tam anlamıyla tamamlanmış hiçbir şey yoktur. Yaşam mükemmel değil mütekamildir. Yani sürekli gelişen ve değişen bir süreçtir. İnsan da doğduğunda tamamlanmış değildir. Zamanla insan olmayı öğrenir.
Kartal yüksekten bakar her şeyi gördüğünü zanneder Sinek ise yerde yaşar kendiside bakışıda küçüktür kartalın görmediği küçük ayrıntıları görür Sinek kartalı yere indirir çünkü yaşamın küçük gerçekleri büyük iddiaları bozar.
Sonuç olarak hakikat elde tutulan sabit bir şey değildir. Hakikat bir yürüyüştür. Bir akıştır. Çokluktan farklılıktan ve belirsizlikten korkmayanlar yaşamı anlar. Hakikati kesinleştirenler ise farkında olmadan şiddetin kaynağı haline gelir.
Bir yanıt yazın