Doxa & kanaat

Doxa kelimesi köken olarak Antik Yunanca doxa terimine dayanır. Dokein fiilinden türemiştir ve görünmek sanmak öyle kabul etmek anlamlarını taşır. Bu nedenle doxa en temel anlamıyla kanaat sanı görüş ve yaygın kabul demektir. Yani doxa bilinen şeyden çok doğru olduğu sanılan ya da öyle göründüğü için kabul edilen şeydir. Latinceye doxa olarak geçmiştir. Türkçede genellikle kanaat sanı yaygın görüş ve genel kabul anlamlarında karşılanır. Osmanlıca ve klasik İslam düşünce dilinde doxa kavramına en yakın karşılıklar zann ve galebe-i zan kavramlarıdır. Zan kesin bilgi değil kuvvetli kanaat demektir. Yakînin yani kesin bilginin karşıtı olarak kullanılır.

Kavramsal olarak doxa epistemolojide kesin bilgi ile cehalet arasında yer alan ara bir bilgi biçimini ifade eder. Doxa ne tamamen bilgisizliktir ne de zorunlu ve kesin bilgidir. Doxa doğru olabilir fakat doğruluğu zorunlu değildir. Yanlış da olabilir. Epistemolojik statüsü olasılığa ve kabule dayanır. Bu nedenle doxa doğruluğunu kendi iç zorunluluğundan değil toplumsal alışkanlıklardan otoritelerden deneyimden ve görünüşten alır.

Platon’da doxa ile episteme arasındaki ayrım merkezi bir rol oynar. Platon’a göre doxa duyusal dünyaya yönelmiş bilinç durumudur. Duyulara dayanan bilgi sürekli değişen varlık alanına ilişkindir. Bu nedenle burada elde edilen bilgi zorunlu ve değişmez olamaz. Doxa bu değişken alanın bilgisidir. Episteme ise idealar alanına yönelmiş aklî bilgidir. Episteme zorunlu ve değişmez olanın bilgisidir. Bu bakımdan Platon’da doxa ontolojik bir ayrımla da bağlantılıdır. Değişen varlık alanı doxaya değişmeyen varlık alanı episteme karşılık gelir.

Aristoteles’te doxa daha teknik bir biçimde ele alınır. Aristoteles diyalektik akıl yürütmenin başlangıç noktası olarak endoxa kavramını kullanır. Endoxa herkesçe kabul edilen ya da bilge kişiler tarafından kabul edilen görüşlerdir. Bunlar zorunlu olarak doğru değildir fakat makul ve itibarlı kabul edilirler. Diyalektik bu tür kanaatleri sınamak ve çözümlemek için kullanılır. Burada doxa epistemolojik olarak tartışmanın ve felsefi soruşturmanın hammaddesi haline gelir. Yani doxa felsefe için yalnızca bir hata alanı değil aynı zamanda başlangıç noktasıdır.

Retorik bağlamında doxa daha da merkezi hale gelir. Retorik apodiktik doğrularla değil muhatabın zaten kabul etmeye yatkın olduğu kanaatlerle çalışır. Retorik iknayı doxa üzerinden inşa eder. Bu nedenle doxa burada toplumsal ortak kabuller kültürel ön yargılar ve alışkanlıklar anlamına gelir. Retorik bilgi üretmez doxayı yönlendirir ve biçimlendirir. Bu da doxanın toplumsal gerçekliğin kurulmasında ne kadar etkili olduğunu gösterir.

Epistemolojik olarak doxa özneye ve bağlama bağımlıdır. Aynı konuda farklı toplumlarda farklı doxalar oluşabilir. Bu da doxanın tarihsel ve kültürel niteliğini gösterir. Apodiktik bilgi evrensel ve zorunludur. Doxa ise yerel tarihsel ve değişkendir. Bu nedenle doxa alanında kesinlik değil istikrar vardır. Bir kanaat uzun süre kabul görebilir fakat bu onun zorunlu olarak doğru olduğu anlamına gelmez.

Daha derin düzeyde doxa insan bilgisinin büyük kısmının yapısını açıklar. Gündelik yaşam siyaset ahlak tarih toplumsal değerler ve pratik kararlar büyük ölçüde doxa alanında şekillenir. İnsanların çoğu kararları apodiktik kesinliğe değil makul görünen kanaatlere dayanarak alır. Bu nedenle doxa epistemolojide bir zayıflık değil insanî bilginin yapısal bir özelliğidir. İnsan sınırlı bir varlık olduğu için çoğu durumda zorunlu doğrulara değil yeterince iyi görünen kanaatlere dayanır.

Bu açıdan bakıldığında doxa yalnızca yanlış ya da yüzeysel bilgi değildir. Doxa insanî dünyada yön bulmayı sağlayan pratik bir bilgi biçimidir. Ancak felsefi açıdan doxanın sınırı şudur. Doxa kendisini zorunlu olarak temellendiremez. Bu nedenle sürekli olarak eleştiriye açıktır. Diyalektik ve felsefi soruşturma doxayı episteme yönünde dönüştürme çabasıdır. Fakat bu dönüşüm hiçbir zaman tam değildir. Çünkü insanî bilginin büyük bölümü yapısı gereği doxa düzeyinde kalır.

Bu anlamda doxa epistemolojide bir eksiklikten çok bir alanı ifade eder. Zorunlu bilginin değil yaşanan dünyanın bilgisidir. Kesinliğin değil kabulün bilgisidir. Bu yönüyle doxa insanî bilginin toplumsal psikolojik ve tarihsel boyutunu kavramsallaştıran temel bir felsefi kavramdır.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir