Apodiktik kelimesi köken olarak Antik Yunanca apodeiktikos terimine dayanır. Bu kelime apodeiknymi fiilinden türemiştir ve açıkça göstermek kesin olarak ispatlamak anlamına gelir. Dolayısıyla apodiktik en temel anlamıyla zorunlu olarak doğru olduğu gösterilen apaçık ve inkârı mantıken mümkün olmayan bilgi ve önermeleri ifade eder. Latinceye apodicticus olarak geçmiştir. Modern felsefe dillerinde apodiktik kesinliği zorunluluğu ve mantıksal mecburiyeti ifade eden bir teknik terim haline gelmiştir. Türkçede apodiktik biçiminde kullanılır. Osmanlıca ve klasik İslam ilim geleneğinde bire bir karşılık olarak en yakın kavramlar burhan yakîn ve kat‘î kavramlarıdır. Burhan zorunlu öncüllerden zorunlu sonuç çıkaran ispat demektir. Yakîn şüphe ihtimali taşımayan kesin bilgi anlamına gelir. Kat‘î ise zannînin karşıtı olarak kesinliği ifade eder. Bu çerçevede apodiktik bilgi Osmanlıca düşünce dilinde burhanî ve yakînî bilgi alanına karşılık gelir.
Kavramsal olarak apodiktik bir önerme yalnızca fiilen doğru değil zorunlu olarak doğru olandır. Yani başka türlü olması mantıksal olarak mümkün değildir. Bu noktada apodiktik doğruluk ile olgusal doğruluk arasındaki fark ortaya çıkar. Örneğin bugün hava yağmurludur ifadesi doğru olabilir ama zorunlu değildir. Başka türlü de olabilirdi. Buna karşılık bütün bekârlar evli değildir türü bir önerme apodiktiktir. Çünkü kavramın kendisinden zorunlu olarak çıkar. Epistemolojik olarak burada doğruluk deneyime değil kavramsal ve mantıksal yapıya dayanır.
Aristotelesçi bilgi teorisinde apodiktik bilgi burhan ile elde edilen bilgidir. Burhan zorunlu öncüllerden zorunlu sonuç çıkaran kıyastır. Bu tür bilgi episteme olarak adlandırılır. Episteme değişmez zorunlu ve evrensel olanın bilgisidir. Apodiktik olan tam olarak bu alana aittir. Bu nedenle apodiktik bilgi kanaat alanının yani doxanın karşıtıdır. Doxa mümkün olan hakkında kanaattir. Apodiktik ise mümkün değil zorunlu olan hakkındadır.
Bu noktada apodiktik kavramı epistemolojide kesinlik meselesinin merkezine yerleşir. Apodiktik doğruluk yalnızca ikna edici değil zorlayıcıdır. Zihin bu doğruluğu kabul etmek zorundadır. Burada ikna değil zorunluluk vardır. Retorikte muhatap ikna edilir. Diyalektikte iddialar sınanır. Apodiktikte ise zihin zorunlu yapıyı kavrar. Bu nedenle apodiktik bilgi öznel kanaatlere açık değildir. Kişiden kişiye değişmez. Her rasyonel özne için aynı zorunluluğu taşır.
Kant’ta apodiktik kavramı daha teknik bir anlam kazanır. Kant apodiktik yargıları zorunluluk taşıyan yargılar olarak tanımlar. Ona göre bir yargının apodiktik olması yalnızca doğru olması değil zorunlu olarak doğru olduğunun da bilinmesidir. Yani apodiktik bilinç düzeyinde zorunluluğun farkında olmayı da içerir. Bu bakımdan apodiktik kesinlik sadece nesnel yapıdan değil öznenin bu zorunluluğu bilmesinden de oluşur. Epistemolojik olarak bu bilgi türü apriori yapılarla ilişkilidir. Zihnin kendi formlarından kaynaklanan zorunluluk apodiktik kesinliğin temelidir.
Daha derin düzeyde apodiktik kavramı insan bilgisinin sınırlarını da gösterir. Çünkü apodiktik bilgi alanı dardır. Matematik mantık ve bazı metafizik ilkeler bu alana girer. Gündelik yaşam tarih siyaset ahlak gibi alanlarda apodiktik kesinlik çoğu zaman mümkün değildir. Bu alanlarda daha çok diyalektik ve retorik bilgi türleri devreye girer. Bu da şu sonucu doğurur. İnsan bilgisinin büyük bölümü apodiktik değildir. Zorunlu değil muhtemel ve tartışmalıdır.
Bu nedenle apodiktik kavramı epistemolojik olarak bir ideal sınırı temsil eder. En yüksek kesinlik formudur. Fakat aynı zamanda insanî bilginin çoğunun bu düzeye ulaşamadığını da gösterir. Apodiktik burada sadece bir doğruluk türü değil bilginin hangi koşullarda zorunlu sayılabileceğini belirleyen bir ölçüttür. Bu açıdan apodiktik kesinlik bilginin en sert ve en kapalı biçimini ifade eder. Çelişkiye ve ihtimale yer bırakmayan zorunlu yapıların bilgisidir.
Bir yanıt yazın