Fenomen & Numen

Fenomen ve numen ayrımı Immanuel Kant felsefesinin merkezinde yer alan ve bilginin sınırlarını belirlemek için geliştirilmiş temel bir ayrımdır. Bu ayrım ilk bakışta varlıklar arasında değil bilme tarzları arasında yapılmış bir ayrımdır. Kant burada dünyanın ikiye bölündüğünü değil insan bilgisinin iki farklı düzleme sahip olduğunu göstermeye çalışır. Fenomen bilinebilen alanı numen ise bilinemeyen alanı ifade eder.

Fenomen kelimesi görünmek fiilinden türemiştir. Fenomen bir şeyin bize göründüğü hali demektir. Ancak bu görünme basit bir algı meselesi değildir. Fenomen dediğimiz şey duyularımıza gelen ham verinin zihnin önsel formları ve kategorileri altında şekillenmiş halidir. Zaman ve mekan her fenomenin zorunlu çerçevesidir. Bir nesneyi mutlaka bir yerde ve bir anda algılarız. Nedensellik birlik çokluk töz gibi kategoriler de bu algıyı anlamlı ve düzenli bir deney haline getirir. Bu nedenle fenomen nesnenin kendisi değil nesnenin insan zihnine göre kurulmuş görünümüdür.

Bir masayı ele alalım. Sertlik ağırlık şekil renk gibi nitelikler duyular yoluyla gelir. Ancak bu niteliklerin bir masa olarak birleştirilmesi zihinsel bir faaliyettir. Masanın uzamda yer kapladığını zamanda var olduğunu ve belirli nedenlerle ortaya çıktığını düşünürüz. İşte masa bir fenomen olarak ancak bu zihinsel çerçeve içinde vardır. Fenomen nesnel değildir denildiğinde kastedilen hayali olduğu değildir. Kastedilen insan zihninden bağımsız olarak bilinemeyeceğidir. Fenomen herkes için geçerlidir çünkü herkes aynı zihinsel yapılarla donatılmıştır.

Numen ise şeyin kendisi anlamına gelir. Zihnin zaman mekan ve kategorileri dışında düşünülen varlıktır. Numen algılanamaz deneylenemez ve kavramsal olarak belirlenemez. Kant numeni reddetmez. Aksine numen kavramının zorunlu olduğunu söyler. Çünkü fenomen diyebilmemiz için fenomen olmayan bir şeye işaret etmemiz gerekir. Eğer her şey fenomen olsaydı görünüm ile gerçeklik arasındaki ayrım anlamsızlaşırdı. Bu nedenle numen bilginin konusu değil bilginin sınırını gösteren bir kavramdır.

Burada çok kritik bir nokta vardır. Kant numeni bilemeyiz derken onun var olmadığını söylemez. Sadece insan aklının onu bilecek araçlara sahip olmadığını söyler. Akıl numeni düşünebilir fakat hakkında bilgi üretemez. Tanrı ruh özgürlük gibi kavramlar bu bağlamda numenal alana aittir. Onlar deneyin konusu olamazlar. Bu yüzden teorik akıl açısından bilgi üretmezler. Ancak bu onların anlamsız olduğu anlamına gelmez. Kant bu kavramları pratik akıl alanına yani ahlak felsefesine taşır.

Fenomen ve numen ayrımı rasyonalizm ile empirizmin sınırlarını da netleştirir. Rasyonalizmin yaptığı hata numenal alan hakkında bilgi üretebileceğini sanmasıdır. Empirizmin yaptığı hata ise fenomen alanını mutlak gerçeklik olarak kabul etmesidir. Kant her ikisini de sınırlar. Deney alanında zorunlu ve evrensel bilgi mümkündür. Bu fenomen alanıdır. Deneyin ötesinde ise akıl kaçınılmaz olarak sorular üretir fakat bu sorulara bilgi veremez. Bu alan numenal alandır.

Bu ayrımı bir perde benzetmesiyle düşünebiliriz. Fenomen perdenin ön yüzünde görünen sahnedir. Numen perdenin arkasında ne olduğudur. İnsan sahneyi bütün ayrıntılarıyla inceleyebilir yasalarını çıkarabilir düzenini anlayabilir. Ama perdenin arkasına geçemez. Perdenin arkasında bir şey olduğunu bilmesi sahnenin varlığı için zorunludur fakat o şeyi görmesi mümkün değildir.

Sonuç olarak fenomen ve numen ayrımı insan bilgisini yüceltmek için değil onu disipline etmek için yapılmıştır. Kant bu ayrımla insan aklını hem aşırı metafizik iddialardan korur hem de bilimi temellendirir. Bilgi fenomenler alanında güçlüdür kesinlik ve zorunluluk taşır. Numen alanında ise susmak zorundadır. Bu suskunluk bir eksiklik değil bilmenin dürüstlüğüdür.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir