ontoloji

Ontoloji felsefenin varlıkla ilgilenen temel alanıdır. En sade ifadeyle ontoloji var olan nedir, var olmak ne demektir, bir şeyin var olması ne anlama gelir sorularını araştırır. Ontoloji tek tek nesnelerle değil, bu nesnelerin var olmasını mümkün kılan en genel yapı ile ilgilenir. Yani masa nedir sorusu ontolojinin değil, masanın var olması ne demektir sorusu ontolojinin konusudur.

Ontoloji kelimesi köken olarak varlık anlamına gelen on ve bilgi, söz, akıl yürütme anlamına gelen logos sözcüklerinden gelir. Bu da ontolojinin varlık üzerine düşünme anlamına geldiğini gösterir. Ontoloji bilimin yaptığı gibi ölçmez, deney yapmaz. Psikoloji gibi zihni incelemez. Ahlak gibi ne yapmalıyız sorusunu sormaz. Ontoloji daha geriye gider ve şunu sorar. Her şeyden önce bir şeyin var olabilmesi ne demektir.

Ontolojinin temelleri Antik Yunan’da atılır. Platon için ontoloji gerçek varlığın ne olduğu sorusudur. Ona göre duyularla algıladığımız şeyler sürekli değişir ve bu yüzden tam anlamıyla var değildir. Asıl var olan değişmeyen idealar dünyasıdır. Bu yaklaşımda ontoloji varlığı değişmez özlerde arar.

Aristoteles ontolojiyi daha somut hale getirir. Ona göre varlık tek bir anlamda söylenmez ama en temel anlamıyla varlık tözdür. Yani kendi başına var olandır. İnsan, ağaç, hayvan gibi. Aristoteles’te ontoloji hem değişmeyeni hem de değişimi kapsar. Varlık yalnızca sabit öz değil, potansiyelden gerçeğe geçiştir.

Orta Çağ’da ontoloji büyük ölçüde Tanrı merkezli düşünülür. Tanrı zorunlu varlıktır. Diğer her şey mümkün varlıktır. Bu dönemde ontoloji varlığın kaynağını ve derecelerini açıklamaya çalışır. Varlık Tanrı’ya yaklaştıkça güçlenir, uzaklaştıkça eksilir.

Modern felsefede ontoloji ciddi bir dönüşüm geçirir. Immanuel Kant ontolojinin sınırlarını çizer. Ona göre insan varlığı olduğu gibi bilemez. Varlığı ancak zihnin kategorileri ve deneyim koşulları içinde bilebiliriz. Bu nedenle ontoloji artık yalnızca var olanla değil, var olanın bize nasıl göründüğüyle ilgilenmek zorundadır.

Bu alana en radikal müdahaleyi Martin Heidegger yapar. Heidegger’e göre felsefe tarihi boyunca ontoloji var olanları incelemiş ama varlığın kendisini unutmuştur. Heidegger ontolojiyi yeniden kurmak ister. Ona göre ontoloji varlığı bir nesne gibi tanımlamak değildir. Varlık bir şey değildir. Varlık var olanların kendini açma biçimidir. Ontoloji bu açılmayı düşünme çabasıdır.

Bu düşünceler ışığında ontolojiyi geniş ama sade biçimde şöyle tanımlamak mümkündür. Ontoloji var olanların listesini yapan bir disiplin değildir. Ontoloji var olmanın anlamını sorgulayan bir düşünme alanıdır. Bir şeyin ne olduğu değil, bir şeyin var olmasının ne demek olduğu ontolojinin merkezindedir. Ontoloji bize şunu öğretir. Varlık kendiliğinden açık bir kavram değildir. Üzerinde düşünülmesi gereken en temel gizemdir.

Bu yüzden ontoloji yalnızca akademik bir alan değildir. Ontoloji insanın dünyayla ilişkisini belirler. Bir şeyi nasıl var saydığımız, onu nasıl anladığımızı belirler. İnsan kendisini nasıl bir varlık olarak görüyorsa dünyayı da o çerçevede kurar. Ontoloji bu nedenle soyut bir disiplin değil, insanın kendini ve dünyayı anlama biçiminin temelidir.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir