Pisagorculuk Antik Yunan dünyasında ortaya çıkan hem felsefi hem dinsel hem de bilimsel bir düşünce ve yaşam biçimidir. Yalnızca matematikle ilgili bir okul değildir. Aynı zamanda insanın evrendeki yerini, ruhun kaderini ve doğru yaşamın ne olduğunu açıklamaya çalışan bütünlüklü bir dünya görüşüdür. Kurucu figürü Pisagor olarak kabul edilir ancak Pisagorculuk tek bir kişinin fikirlerinden çok onun etrafında oluşan kapalı bir topluluğun ortak öğretisi olarak gelişmiştir.
Pisagorculuk İyonya ve Güney İtalya hattında doğar. Bu coğrafya Doğu bilgeliği, Orfizm ve Yunan düşüncesinin kesişim alanıdır. Pisagor’un Mısır ve Mezopotamya geleneklerinden etkilendiğine inanılır. Bu nedenle Pisagorculuk hem mitolojik hem rasyonel unsurlar taşır. Ne tamamen dinseldir ne de tamamen akılcıdır. İkisini birlikte düşünür.
Pisagorculuğun temel iddiası şudur. Gerçekliğin özü sayıdır. Evren rastgele değil ölçülü, oranlı ve düzenlidir. Bu düzenin dili sayıdır. Sayılar yalnızca nicelik bildiren araçlar değildir. Nitelik taşırlar. Her sayı bir ilkeyi temsil eder. Bir birliktir, ikilik ayrımı doğurur, üçlük uyumu, dörtlük tamamlanmayı simgeler. Bu nedenle matematik Pisagorcular için teknik bir hesap işi değil metafizik bir bilgidir.
Evren bir kosmostur yani düzenli bir bütündür. Gökyüzündeki gezegenlerin hareketi, müzikteki armoni, insan bedeninin oranları aynı ilkeye bağlıdır. Pisagorcular buna kürelerin uyumu derler. İnsan bu uyumu duymaz ama evren sessiz bir müzik gibi işleyişini sürdürür. Doğa kaotik değil matematiksel olarak anlamlıdır.
Pisagorculukta bilgi yalnızca dış dünyayı anlamak için değil ruhu arındırmak için de gereklidir. Matematik öğrenmek zihinsel bir alıştırma değil ruhsal bir disiplindir. Çünkü ruh düzeni kavradıkça kendi içindeki karmaşadan da kurtulur. Bilmek ahlaki bir eylemdir.
Bu noktada Pisagorculuk Orfizmle birleşir. Ruh ölümsüzdür. Beden geçicidir. Ruh bir bedenden diğerine geçebilir. Bu ruh göçü düşüncesi Pisagorculuğun merkezindedir. İnsan bu dünyaya gelişini bir ceza ya da sınav olarak yaşar. Amaç ruhu hafifletmek ve yeniden bedenlenme döngüsünden kurtarmaktır.
Bu nedenle Pisagorcular belirli bir yaşam tarzı benimser. Et yememek, şiddetten kaçınmak, ölçülü yaşamak, sessizlik ve iç disiplin önemlidir. Topluluk içinde yaşarlar. Mal ortaklığı vardır. Öğreti herkesle paylaşılmaz. Bilgi aşamalı olarak aktarılır. Sessizlik eğitimin parçasıdır çünkü konuşmadan önce ruhun düzenlenmesi gerekir.
Pisagorculukta etik evrensel bir yasa fikrine dayanır. İyi yaşamak keyfe göre değil kozmik düzene uygun yaşamak demektir. Ölçü aşılırsa hem ruh hem evrenle uyum bozulur. Adalet bile sayısal bir dengedir. Haksızlık bir oransızlıktır.
Pisagorculuğun etkisi çok derindir. Matematiğin felsefenin merkezine yerleşmesi bu okul sayesinde olur. Evrenin akılla kavranabilir olduğu fikri buradan güç kazanır. Özellikle Platon üzerinde etkisi büyüktür. Platon’un idealar öğretisi, ruh anlayışı ve matematiği felsefenin temeline koyması Pisagorcu miras olmadan anlaşılamaz.
Ancak Pisagorculuk aynı zamanda kapalı ve disiplinli yapısı nedeniyle eleştirilmiştir. Sayılara yüklenen kutsallık zaman zaman dogmatik hale gelmiştir. Buna rağmen Batı düşüncesinde bilginin yalnızca pratik fayda için değil varoluşu anlamak için de gerekli olduğu fikrini kalıcı biçimde yerleştirmiştir.
Özetle Pisagorculuk evreni sayıyla okuyan, insanı ruh olarak tanımlayan ve yaşamı kozmik düzene uyum çabası olarak gören bir öğretidir. Bilgiyle arınmayı, düzenle kurtuluşu birleştirir. Bu yönüyle felsefe ile din arasında kurulan en güçlü köprülerden biridir.
Bir yanıt yazın