Şiir Hitabet Cedel

Şiir hitabet ve cedel insanın düşünme konuşma ve ikna etme biçimlerinin üç farklı ama iç içe geçmiş tezahürüdür. Günlük hayatta insanın kendini anlatma başkasını etkileme ve bir fikri savunma pratiklerinin derin yapısını oluştururlar.

Şiir en dar anlamıyla ölçü ve ahenkle yazılmış metin değildir. Şiir insanın dili estetik bir yoğunlukla kullanma biçimidir. Sözcükler burada bilgi aktarmaktan çok anlam çağırır. Şiirde amaç ikna etmek ya da kanıtlamak değil duygu uyandırmak sezgi açmak ve insanı kendi iç dünyasıyla yüz yüze getirmektir. Bir annenin çocuğuna söylediği ninni bir aşığın sevdiğine kurduğu cümle ya da bir insanın yalnız kaldığında içinden geçenleri mırıldanması şiirsel bir tutumdur. İnsan çoğu zaman bunun farkında bile değildir. Şiir bilinçdışına en yakın dil formudur çünkü mantıksal tutarlılıktan çok duygusal doğruluk arar.

Hitabet ise şiirin aksine doğrudan muhataba yönelir. Hitabet konuşanın dinleyiciyi belli bir düşünceye duygusal ya da davranışsal bir sonuca götürme çabasıdır. Burada dil araçtır amaç iknadır. Hitabet düzenli yapı kurar vurgu yapar tekrar eder örnek verir. Antik dünyada hitabet siyaset ve hukukla birlikte düşünülmüş ve sistematik hale getirilmiştir. Özellikle Aristoteles hitabeti insan psikolojisini dikkate alan bir ikna sanatı olarak ele almıştır. Günlük hayatta bir babanın çocuğunu ikna etmeye çalışması bir yöneticinin çalışanlarına konuşması ya da bir arkadaşın diğerine hak vermesi için kurduğu cümleler hitabetin sade biçimleridir. İnsan çoğu zaman hitabet yaptığının farkında değildir ama muhatabın tepkisini hesapladığı her an hitabet alanına girmiş olur.

Cedel ise tartışma ve karşıt görüşlerle düşünceyi sınama biçimidir. Burada amaç duygu uyandırmak ya da estetik etki yaratmak değil bir iddiayı savunmak ya da çürütmektir. Cedel mantıksal ilişkiler üzerine kuruludur. Önermeler sorular itirazlar ve cevaplar üzerinden ilerler. Felsefede ve kelam geleneğinde cedel çoğu zaman hakikate ulaşmanın bir yöntemi olarak görülmüştür. Ancak günlük hayatta cedel çoğu zaman hakikat arayışından çok haklı çıkma arzusuna indirgenir. İnsan bir tartışmada sesini yükselttiğinde ya da karşısındakinin açığını kolladığında bilinçli ya da bilinçsiz olarak cedel uygular.

Bu üç alan arasındaki bağ insanın tek boyutlu bir varlık olmamasından kaynaklanır. İnsan hem duygusal hem toplumsal hem akıl yürüten bir varlıktır. Şiir duyguyu hitabet toplumsal ilişkiyi cedel aklı temsil eder. Gerçekte bunlar hiçbir zaman saf halde bulunmaz. Bir hitabet metni çoğu zaman şiirsel öğeler kullanır. Metafor ritim ve imge olmadan güçlü bir konuşma nadiren olur. Bir cedel sırasında insan karşısındakini ikna etmek için hitabete başvurur. Bazen de tartışmanın ortasında şiirsel bir cümleyle duygusal üstünlük kurmaya çalışır.

İnsan hayatında bu üçü bilinçli olarak da bilinçdışı olarak da uygulanır. Bilinçli kullanım akademik tartışmalarda politik konuşmalarda ya da sanatsal üretimde görülür. Bilinçdışı kullanım ise çok daha yaygındır. İnsan sevdiğini kaybettiğinde şiirsel konuşur. Haklı olduğunu düşündüğünde cedelci olur. Bir topluluğun karşısına çıktığında farkında olmadan hitabet yapar. Bu yüzden şiir hitabet ve cedel yalnızca kavram değil insan olmanın farklı yüzleridir. İnsan kendini tanımak istiyorsa hangi durumda hangisini kullandığını fark etmek zorundadır. Çünkü hangi dili seçtiği aslında hangi insan yanının konuştuğunu gösterir.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir