Düşünce & İnanç

Düşünce ve inanç kavramları, insan zihninin dünyayla kurduğu ilişkinin iki temel biçimini ifade eder. Bu iki kavram çoğu zaman iç içe geçirilir, hatta birbirinin yerine kullanılır. Oysa aralarında yapısal bir fark vardır. Bu fark anlaşılmadığında, düşünce inanç gibi savunulur, inanç ise düşünce gibi sunulur ve hakikat ile hurafe arasındaki sınır bulanıklaşır.

Düşünce, insanın aklını kullanarak bir konu üzerine yönelmesi, sorgulaması, karşılaştırması ve sonuç çıkarmasıdır. Düşünce hareketlidir, değişime açıktır ve kendini sürekli gözden geçirir. Yeni bir bilgi geldiğinde düşünce dönüşebilir, hatta tamamen terk edilebilir. Bu nedenle düşünce geçicidir ve daima revizyona açıktır. İnsan düşündüğünü mutlak kabul etmek zorunda değildir, hatta düşünmenin doğası bunu reddeder.

Platon düşünceyi hakikate yönelen bir çaba olarak görür. Ona göre insan düşünerek mağaradaki gölgelerden kurtulmaya çalışır. Ancak bu yolculuk kesinlik değil arayış içerir. Düşünce burada bir sahiplenme değil, bir yönelme biçimidir. İnsan düşündüğü sürece yanılabileceğini kabul eder.

İnanç ise düşünceden farklı olarak bir kabuldür. İnanç, çoğu zaman sorgulamadan benimsenir ve kişinin zihninde sabitlenir. İnanç, doğrulanmış olmak zorunda değildir, yeterince anlamlı ya da güven verici olması yeterlidir. Bu nedenle inanç, düşünceden daha durağandır. İnsan inancını savunur, düşüncesini ise tartışır. İnanç değiştiğinde kişi kendini tehdit altında hissedebilir, düşünce değiştiğinde ise geliştiğini düşünebilir.

Bu ayrımın temelinde kesinlik ihtiyacı vardır. İnsan belirsizlikle uzun süre yaşayamaz. Düşünce belirsizlik üretir, çünkü soru sorar. İnanç ise belirsizliği ortadan kaldırır, çünkü cevap verir. Cevabın doğru olup olmaması çoğu zaman ikinci plandadır. Bu nedenle inanç psikolojik olarak güçlüdür, düşünce ise zihinsel olarak zahmetlidir.

René Descartes düşünceyi inançtan ayırmanın merkezine şüpheyi koyar. Ona göre şüphe edilemeyen tek şey düşünmenin kendisidir. İnançlar ise şüphe edilebilir. Descartes için düşünce, inancı askıya alma cesaretidir. Bir şeyi düşünüyor olmak, ona inanmak anlamına gelmez. Aksine, düşünce inancı sınar.

David Hume ise inancın kökenine dikkat çeker. Ona göre birçok inanç akıldan değil, alışkanlıktan doğar. İnsan bir olayın sürekli tekrarlandığını gördüğünde, bunun zorunlu bir bağ olduğuna inanır. Oysa bu bağ zihnin kurduğu bir beklentidir. Burada inanç, düşünceden değil deneyimin yarattığı psikolojik eğilimden beslenir. Bu durum inancın ne kadar kolay oluştuğunu gösterir.

Düşünce kişisel midir sorusu sıkça sorulur. Düşünme eylemi bireyseldir, fakat düşüncenin kendisi kişisel olmak zorunda değildir. Bir insan matematiksel bir problemi düşündüğünde ulaştığı sonuç herkes için geçerli olabilir. İnançta ise durum farklıdır. İnanç çoğu zaman kişisel ya da toplumsaldır. Aynı inanç bir toplumda tartışılmaz kabul edilirken başka bir toplumda anlamsız bulunabilir. Bu görecelilik düşüncede değil, inançtadır.

Immanuel Kant bu ayrımı bilgi, inanç ve düşünce arasındaki sınırlarla açıklar. Ona göre bilgi kanıta dayanır, düşünce aklın faaliyetidir, inanç ise bilginin bittiği yerde başlar. Ancak inanç, düşüncenin yerine geçtiğinde sorun başlar. Çünkü inanç kendini temellendirmek zorunda hissetmez, düşünce ise gerekçe ister.

Bir insan bir fikri savunurken karşı argüman dinliyorsa bu düşüncedir. Aynı insan karşı argümanı duymak bile istemiyorsa bu inançtır. Düşünce konuşur, inanç susar ya da susturur. Düşünce sorar, inanç cevap verir. Düşünce geçicidir, inanç kalıcı olmak ister.

Sonuç olarak düşünce, hakikate ulaşmak için kullanılan bir araçtır. İnanç ise çoğu zaman hakikatin yerine geçen bir ikamedir. Düşünce aklı özgürleştirir, inanç ise aklı sabitleyebilir. İnanç her zaman yanlış değildir, fakat düşünceyle denetlenmediğinde hurafeye dönüşme riski taşır. İnsan düşündüğü sürece yanılabilir ama düzelme imkânına sahiptir. İnandığı sürece yanılabilir ve bunu fark etmeyebilir. Bu nedenle düşünce ile inanç arasındaki ayrımı korumak, insanın hem zihinsel hem ahlaki sorumluluğudur.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir