5 Herakleitos

Ben Herakleitos. Yaklaşık MÖ 540 yılında Efes’te doğdum, MÖ 480 civarında öldüm. Soylu bir aileden geliyordum, fakat siyasal görevleri reddettim. Halkın çoğunluğunu bilgisizlikle suçladım. Kalabalığın değil, logosun izinden gitmeyi seçtim. Yazdığım eser “Doğa Üzerine” adını taşırdı, fakat bilerek kapalı ve özlü bir üslupla yazdım. Bu yüzden bana “Karanlık Herakleitos” dediler. Fakat karanlık olan sözlerim değil, insanların anlayışıdır.

Yaşadığım dönem Pers savaşlarının eşiğindeydi. Kent devletleri çatışma içindeydi. Siyasal istikrarsızlık, kültürel dönüşüm ve düşünsel arayış iç içeydi. Bu ortamda ben varlığın özünü araştırdım ve şunu gördüm.

Varlık değişimdir.

Benden önce arkhe arayışı vardı. Su, apeiron, hava, sayı. Ben ise şunu söyledim. Sabit bir öz aramak hatadır. Çünkü evrende kalıcı olan tek şey değişimin kendisidir.

Aynı nehirde iki kez yıkanamazsın.

Bu sözümün anlamını sana açayım. Nehre girdiğinde su akar. Çıktığında geri döndüğünde aynı su artık orada değildir. Fakat nehir hâlâ nehirdir. Demek ki kimlik süreklilikten değil, düzenli değişimden oluşur. Nehir değişerek nehir kalır.

Bu düşünceyi tüm varlığa uyguladım. Çocuk büyür, genç olur, yaşlanır. Aynı kişidir ama her an başkadır. Ateş yanarken sürekli dönüşür. Odun kül olur, alev yükselir, duman çıkar. Ateş sabit değil süreçtir.

Ben arkhe olarak ateşi seçtim. Ateş, değişimin en açık sembolüdür. Ateş sürekli tüketir ve dönüşür. Fakat ateşi maddi anlamda değil, süreç anlamında kullandım. Ateş, dönüşümün kendisidir.

Evren sürekli oluş halindedir. Buna panta rhei denir, her şey akar. Bu akış düzensiz değildir. Onu yöneten bir logos vardır.

Logos, evrensel akıldır. İnsanların çoğu logosu duymaz, kendi özel düşüncelerine saplanır. Oysa logos ortak ve evrenseldir. Eğer aklını kullanırsan logosla uyumlu düşünürsün.

Benim sistemimde karşıtlıklar çatışma içindedir. Fakat bu çatışma yıkıcı değil yaratıcıdır. Gece gündüzle, yaz kışla, savaş barışla var olur. Eğer karşıtlık olmasaydı hareket olmazdı. Eğer hareket olmazsa yaşam olmazdı.

Bir yay düşün. Yay gerildiği için ok fırlar. Eğer karşıt uçlar gerilim oluşturmasa yay işe yaramaz. Lir düşün. Teller gerildiği için müzik çıkar. Gerilim uyum üretir. Ben buna karşıtların birliği dedim.

Bu nedenle savaş her şeyin babasıdır dedim. Buradaki savaş, fiziksel çatışma değil, zıtlıkların dinamiğidir. Eğer sıcak ile soğuk mücadele etmezse denge oluşmaz. Eğer adalet ile adaletsizlik çatışmazsa etik bilinç doğmaz.

Benim ontolojim değişim ontolojisidir. Varlık sabit bir öz değil, süreçtir. Fakat bu süreç logos tarafından düzenlenir.

Bir mumun alevine bak. O alevi sabit sanırsın. Fakat her an yeni gaz yanar, eski gaz tükenir. Alevin kimliği, maddesel süreklilikten değil formun sürekliliğinden gelir. İşte evren de böyledir.

İnsan ruhu da ateş gibidir. Kuru ruh bilgedir, ıslak ruh sarhoştur dedim. Çünkü ölçüsüzlük insanı bulanıklaştırır. Logosla uyumlu yaşamak, içsel ateşi berrak tutmaktır.

Benim düşüncem Miletos okulundan farklıdır. Onlar bir madde aradı. Ben süreci vurguladım. Onlar birlikten çokluğa gitti. Ben çokluk içindeki düzenli gerilimi gösterdim.

Özetle öğretim şudur. Değişim kaçınılmazdır. Karşıtlık zorunludur. Düzen logos tarafından sağlanır. Bilgelik, bu logosu anlamaktır.

Eğer değişimden korkarsan gerçeğe direnirsin. Eğer karşıtlığı düşmanlık sanarsan evreni yanlış okursun. Eğer logosu görmezsen dağınık yaşarsın.

Ben sana sabitlik değil, bilinçli akış öğretiyorum. Varlık bir ateştir. Sürekli yanar, dönüşür, fakat logos sayesinde kaosa düşmez.

Presokratik düşünce burada ikiye ayrılacaktır. Ben değişimi mutlaklaştırdım. Şimdi gelecek olan düşünür, değişimi reddedecek ve varlığı mutlak sabit olarak savunacaktır. Bir sonraki isim Parmenides’tir. Orada düşünce keskin bir karşıtlık yaşayacaktır.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir