Aristoteles Politika

Politika adlı eserimi kaleme alırken amacım devletin nasıl ortaya çıktığını, insanın neden siyasal bir varlık olduğunu ve iyi bir devlet düzeninin hangi temeller üzerine kurulması gerektiğini araştırmaktır. Çünkü benim için ahlak ile siyaset birbirinden ayrı değildir. Nikomakhos’a Etik’te bireyin iyi yaşamını araştırmıştım; Politika’da ise iyi yaşamın hangi toplumsal düzen içinde mümkün olacağını incelerim. Zira insan tek başına yaşayabilen bir varlık değildir. İnsan doğası gereği topluluk içinde yaşayan bir varlıktır ve bu nedenle siyaset insan yaşamının doğal bir parçasıdır.

Devletin kökenini açıklarken en küçük birlikten başlarım. İnsanların ilk kurduğu birlik aile birliğidir. Erkek ile kadın yaşamı sürdürmek için birleşir; efendi ile köle üretim için bir araya gelir. Bu iki ilişki aileyi oluşturur. Birkaç ailenin birleşmesi köyü meydana getirir. Köylerin birleşmesi ise polis dediğim şehir devletini doğurur. Böylece devlet doğal bir gelişim sürecinin sonucudur. Devlet insanların yalnızca hayatta kalması için değil, iyi yaşaması için vardır. Bu nedenle devletin amacı yalnızca güvenlik sağlamak değil, erdemli bir yaşam düzeni kurmaktır.

Burada önemli bir düşünce ortaya koyarım: İnsan doğası gereği politik bir hayvandır. İnsan dil sahibi olduğu için iyi ile kötüyü, adil ile adaletsizi tartışabilir. Hayvanlar yalnızca acıyı ve zevki hisseder; fakat insan adalet kavramını anlayabilir. Bu nedenle insanlar doğal olarak siyasal topluluklar kurar. Devlet insan doğasının tamamlanmış halidir. Devlet dışında yaşayan insan ya tanrı gibidir ya da hayvan gibi.

Devletin temellerini incelerken mülkiyet ve kölelik konusunu da ele alırım. Antik Yunan toplumunda kölelik yaygın olduğu için bu konuyu teorik olarak tartışırım. Bazı insanların doğası gereği yönetmeye, bazılarının ise yönetilmeye daha yatkın olduğunu söylerim. Bu nedenle “doğal kölelik” kavramını ortaya koyarım. Fakat aynı zamanda savaş yoluyla ele geçirilen herkesin doğal köle sayılamayacağını da belirtirim. Bu konu benim düşüncelerim içinde en çok tartışılan bölümlerden biridir.

Mülkiyet meselesinde ise özel mülkiyetin doğal olduğunu savunurum. Bazı filozoflar özellikle Platon malların ortak olmasını önermiştir. Ben buna karşı çıkarım. İnsanların sahip oldukları şeyler üzerinde sorumluluk duymaları daha düzenli bir yaşam doğurur. Eğer her şey ortak olursa insanlar sorumluluktan kaçabilir. Bununla birlikte mülkiyet özel olabilir fakat kullanımda cömertlik ve paylaşım erdemi bulunmalıdır.

Devlet biçimlerini incelerken yönetimlerin iki temel ölçüye göre ayrıldığını söylerim. Birincisi yönetenlerin sayısıdır; ikincisi yönetimin kimin yararına olduğu. Eğer yönetim ortak iyiyi amaçlıyorsa doğru bir yönetimdir. Eğer yalnızca yönetenlerin çıkarını amaçlıyorsa bozulmuş bir yönetimdir. Bu ölçüye göre üç doğru yönetim biçimi vardır: monarşi, aristokrasi ve politeia. Monarşi tek kişinin ortak iyiyi gözeterek yönetmesidir. Aristokrasi erdemli azınlığın yönetimidir. Politeia ise geniş yurttaş kitlesinin ortak iyiyi gözeterek yönetmesidir.

Bu yönetimlerin bozulmuş biçimleri de vardır. Monarşinin bozulmuş biçimi tiranlıktır. Tiran yalnızca kendi çıkarını düşünür. Aristokrasinin bozulmuş biçimi oligarşidir; burada zengin bir azınlık kendi çıkarı için yönetir. Politeia’nın bozulmuş biçimi ise demokrasi olarak adlandırdığım aşırı halk yönetimidir; burada çoğunluk kendi çıkarını gözetir ve ortak iyiyi göz ardı eder. Bu ayrım modern anlamdaki demokrasi kavramından farklıdır; çünkü benim yaşadığım dönemde demokrasi çoğunluğun sınırsız iktidarı anlamına geliyordu.

Devlet düzeninin en önemli sorunlarından biri zenginler ile yoksullar arasındaki çatışmadır. Oligarşi zenginlerin yönetimini, demokrasi ise yoksulların yönetimini temsil eder. Bu iki düzen de tek taraflıdır. Benim önerdiğim en dengeli sistem orta sınıfa dayanan bir yönetimdir. Orta sınıf ne aşırı zengindir ne de aşırı fakirdir; bu nedenle daha ölçülü davranma eğilimindedir. Orta sınıf güçlü olduğunda devlet daha istikrarlı olur.

Devletin amacı yalnızca düzen sağlamak değildir; yurttaşların erdemli yaşam sürmesini sağlamaktır. Bu nedenle eğitim siyasetin en önemli görevlerinden biridir. Devlet yurttaşları rastgele yetiştiremez. Eğitim sistemi yurttaşların karakterini şekillendirir. Eğer eğitim doğru kurulmazsa devlet düzeni de bozulur.

Eğitim konusunda beden eğitimi, müzik ve entelektüel eğitim arasında denge kurulması gerektiğini söylerim. Aşırı beden eğitimi insanı kaba yapabilir; aşırı zihinsel eğitim ise insanı zayıf bırakabilir. Eğitim insanın hem bedenini hem karakterini hem de aklını geliştirmelidir. Müzik eğitimi özellikle önemlidir çünkü insanın duygularını ve karakterini biçimlendirir.

İdeal devlet düzenini düşünürken nüfus büyüklüğü, coğrafi konum ve yurttaşların karakteri gibi faktörleri de incelerim. Bir devlet çok küçük olursa kendini savunamaz; çok büyük olursa yönetilemez. Aynı şekilde yurttaşların sayısı ve niteliği devlet düzeninin başarısını belirler.

İyi bir devletin temelinde yasa hakimiyeti bulunmalıdır. Yasalar bireylerin keyfi yönetiminden daha güvenilirdir. En iyi yönetici bile tutkularına kapılabilir; fakat iyi yapılmış yasalar daha kalıcı bir düzen sağlar.

Politika boyunca ortaya koyduğum düşüncelerin özünde şu fikir vardır: Devlet insanların yalnızca yaşaması için değil, iyi yaşaması için vardır. İnsan doğası gereği siyasal bir varlıktır ve iyi yaşam ancak erdemli bir topluluk içinde mümkündür. Bu nedenle siyaset ahlakın tamamlayıcısıdır. Erdemli yurttaşlardan oluşan bir toplum kurulduğunda hem birey hem de devlet gerçek anlamda gelişir.

Aristoteles olarak Politika adlı eserimde kullandığım kavramlar devlet teorimin temel yapı taşlarını oluşturur. Bu kavramlar yalnızca siyasi terimler değildir; insan doğası, toplum düzeni ve devletin amacı hakkında geliştirdiğim bütün düşünce sisteminin anahtarlarıdır. Devleti anlamak için önce bu kavramların anlamını kavramak gerekir.

Polis kavramı devlet veya şehir devleti anlamına gelir. Antik Yunan dünyasında polis yalnızca bir şehir değildir; siyasi topluluğun tamamını ifade eder. Polis yurttaşların ortak yaşam alanıdır ve amacı insanların iyi yaşam sürmesini sağlamaktır.

Politike yani siyaset, devlet yönetimiyle ilgili bilgi ve faaliyettir. Bu kavram yalnızca yönetme tekniğini değil, aynı zamanda iyi bir toplumsal düzen kurma sanatını ifade eder.

Koinonia yani topluluk veya ortaklık, insanların birlikte yaşamak için kurdukları birliktir. Aile, köy ve devlet farklı türde topluluklardır. Devlet bu toplulukların en gelişmiş biçimidir.

Oikos yani ev veya hane, toplumun en küçük birimidir. Aile, köleler ve mülk bu birimin parçalarıdır. Devlet teorisini anlamak için önce bu küçük birimin yapısını incelemek gerekir.

Despotike yani efendilik yönetimi, efendi ile köle arasındaki yönetim biçimini ifade eder. Bu yönetim siyasal yönetimden farklıdır çünkü köle efendinin mülkü olarak görülür.

Polites yani yurttaş, devlet yönetimine katılma hakkına sahip olan kişidir. Aristoteles’e göre yurttaş yalnızca devlet içinde yaşayan kişi değildir; aynı zamanda yönetim ve yargı süreçlerine katılan kişidir.

Nomos yani yasa, devlet düzenini belirleyen kurallardır. Aristoteles yasaların bireylerin keyfi kararlarından daha güvenilir olduğunu savunur.

Arete politike yani siyasal erdem, yurttaşın devlet içinde doğru şekilde davranma yeteneğidir. İyi yurttaş devletin düzenini koruyan kişidir.

Politeia kavramı hem anayasa hem de karma yönetim anlamına gelir. Aristoteles bu kavramı özellikle orta sınıfa dayalı dengeli bir yönetim biçimini ifade etmek için kullanır.

Monarkhia yani monarşi, tek kişinin ortak iyiyi gözeterek yönettiği devlet biçimidir. Eğer yönetici yalnızca kendi çıkarını düşünürse bu yönetim tiranlığa dönüşür.

Tyrannis yani tiranlık, monarşinin bozulmuş biçimidir. Tiran devletin değil, kendi çıkarının peşinden gider.

Aristokratia yani aristokrasi, erdemli azınlığın yönetimidir. Bu yönetim biçiminde yöneticiler toplumun en erdemli ve en bilgili kişileridir.

Oligarkhia yani oligarşi, aristokrasinin bozulmuş biçimidir. Bu sistemde zengin azınlık kendi çıkarları için devleti yönetir.

Demokratia yani demokrasi, Aristoteles’in döneminde çoğunluğun yönetimi anlamına geliyordu. Bu sistemde yoksul çoğunluk devlet yönetiminde belirleyici olur.

Mesoi yani orta sınıf, Aristoteles’in en önemli siyasi kavramlarından biridir. Orta sınıf aşırı zengin ve aşırı fakir kesimler arasında yer alır ve devletin istikrarını sağlar.

Plethos yani halk kitlesi, devletin geniş yurttaş topluluğunu ifade eder. Halkın yönetimde nasıl yer alacağı siyasal sistemin niteliğini belirler.

Eleutheria yani özgürlük, yurttaşların köle olmaması ve siyasi yaşama katılabilmesi anlamına gelir. Demokrasi savunucuları özgürlüğü temel değer olarak görür.

Isotes yani eşitlik, yurttaşların siyasi haklar bakımından eşit olması düşüncesidir. Fakat Aristoteles mutlak eşitliğin her zaman adil olmayabileceğini söyler.

Dikaiosyne politike yani siyasal adalet, devlet içinde hakların ve görevlerin doğru şekilde dağıtılmasıdır.

Nomothesia yani yasa koyma, devletin düzenini belirleyen yasaların yapılması sürecidir.

Paideia yani eğitim, yurttaşların karakterini ve düşüncesini şekillendiren eğitim sistemidir. Aristoteles’e göre devlet eğitimi düzenlemek zorundadır.

Schole yani boş zaman veya serbest zaman, yurttaşların düşünsel faaliyetler yapabildiği zaman dilimidir. Aristoteles’e göre özgür yurttaşların böyle bir zamana sahip olması gerekir.

Autarkeia yani kendine yeterlilik, devletin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek kapasitede olmasıdır.

Koinon sympheron yani ortak yarar, iyi yönetimin temel ölçütüdür. Bir devlet ortak yararı gözetiyorsa doğru bir yönetimdir.

Stasis yani iç çatışma veya siyasi kriz, toplum içinde zenginler ile yoksullar arasındaki mücadeleden doğar.

Eunomia yani iyi düzen, yasaların doğru işlediği ve devlet düzeninin dengeli olduğu durumdur.

Bu kavramlar bir araya geldiğinde Aristoteles’in devlet teorisinin ana yapısı ortaya çıkar. Devlet doğal bir topluluktur, amacı yalnızca hayatta kalmayı sağlamak değil, iyi yaşamı mümkün kılmaktır. Yurttaşların erdemli olması, yasaların güçlü olması ve orta sınıfın dengeli bir rol oynaması devletin istikrarını sağlar.

Aristoteles olarak Politika adlı eserimde uzun tartışmalar yürütürüm; fakat bu tartışmaların özü yoğunlaştırıldığında bazı temel siyasal ilkeler ortaya çıkar. Bu ilkeler devletin doğası, amacı ve düzeni hakkında geliştirdiğim düşüncenin kısa fakat güçlü formülleridir.

İnsan tabiatı gereği siyasal bir varlıktır. Tek başına yaşayan insan ya hayvan gibidir ya da tanrı gibi; fakat insan doğası gereği polis içinde yaşar.

Devlet hayatı sürdürmek için ortaya çıkar, fakat iyi yaşamak için varlığını sürdürür. Siyasetin amacı yalnızca güvenlik değil, erdemli bir yaşam düzenidir.

Devlet doğal bir gelişimin sonucudur. Aileden köye, köyden devlete uzanan bu gelişim insan doğasının tamamlanmasıdır.

Yasaların hakim olduğu devlet, insanların keyfi yönetiminden daha sağlamdır. Çünkü yasa aklın düzenlenmiş biçimidir.

İyi yönetim ortak yararı gözetir. Yönetim yalnızca yönetenlerin çıkarını düşünüyorsa devlet düzeni bozulmuş demektir.

Monarşi tek kişinin ortak yararı gözettiği yönetimdir; fakat bozulduğunda tiranlığa dönüşür.

Aristokrasi erdemli azınlığın yönetimidir; fakat bozulduğunda zenginlerin çıkarına çalışan oligarşi halini alır.

Halkın yönetimi ölçüsüz hale geldiğinde demokrasi çoğunluğun çıkarını savunan bir düzene dönüşür.

Devlet düzeninin en büyük düşmanı aşırı eşitsizliktir. Zenginler ile yoksullar arasındaki uçurum siyasi çatışmalar doğurur.

Devletin en sağlam temeli güçlü bir orta sınıftır. Orta sınıf aşırılıkların önüne geçerek düzeni dengede tutar.

İyi bir devlet yurttaşların karakterini önemser. Çünkü kötü karakterli yurttaşlardan iyi bir devlet doğmaz.

Eğitim devlet düzeninin temelidir. Yurttaşlar aynı eğitim düzeni içinde yetişmezse devlet birliği zayıflar.

Özgür yurttaş yalnızca yaşayan kişi değildir; yönetmeye ve yönetilmeye katılabilen kişidir.

Devletin amacı yalnızca yaşamı sürdürmek değil, erdemli bir yaşamı mümkün kılmaktır.

En iyi siyasal düzen yasalarla yönetilen ve erdemli yurttaşlara dayanan düzendir.

Bu aforizmalar bir araya geldiğinde Politika’nın temel düşüncesi ortaya çıkar. Devlet doğal bir topluluktur; amacı insanların iyi yaşam sürmesini sağlamaktır. Bu düzen güçlü yasalar, dengeli bir sınıf yapısı ve erdemli yurttaşlar sayesinde ayakta kalır.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir