Diyalektik kelimesi köken olarak Antik Yunanca dialektikē tekhnē ifadesine dayanır. Dialegesthai fiili karşılıklı konuşmak tartışmak ve akıl yürütmek anlamına gelir. Bu kökten türeyen diyalektik başlangıçta karşılıklı soru cevap yoluyla hakikate ulaşma yöntemi demektir. Yani diyalektik en eski anlamıyla monolog değil dialog temellidir. Hakikatin tek bir öznenin beyanıyla değil karşılıklı akıl yürütme ve itiraz yoluyla ortaya çıkabileceği varsayımına dayanır.
Latinceye dialectica olarak geçmiştir. Türkçeye Batı felsefe geleneği üzerinden diyalektik biçiminde girmiştir. Osmanlıca ve klasik İslam düşünce geleneğinde diyalektiğin bire bir tek kelimelik karşılığı yoktur. En yakın kavramlar cedel münazara ve nazar kavramlarıdır. Cedel karşılıklı delil getirme ve itiraz yoluyla tartışma yöntemini ifade eder. Münazara daha sistematik tartışma ve karşılıklı savunma anlamına gelir. Nazar ise aklî tefekkür ve delillendirme sürecini anlatır. Özellikle kelam ve fıkıh usulü literatüründe cedel ve münazara diyalektik yöntemin kurumsallaşmış biçimleri olarak görülebilir.
Kavramsal olarak diyalektik retorikten farklı bir epistemolojik konuma sahiptir. Retorik ikna etmeye yönelirken diyalektik sınamaya ve çözümlemeye yönelir. Diyalektikte amaç muhatabı razı etmek değil iddiaları çelişkiler üzerinden test ederek daha sağlam bir konuma ulaşmaktır. Bu nedenle diyalektik epistemolojik olarak eleştirel bir yöntemdir. Bilgi burada verilmiş ve tamamlanmış değildir. Aksine itiraz yoluyla gelişen ve dönüşen bir süreçtir.
Sokratesçi anlamda diyalektik doğurtma sanatı olarak anlaşılır. Sokrates karşısındakine bilgi aktardığını iddia etmez. Onun yerine sorular sorarak muhatabın kendi içinde taşıdığı çelişkileri görünür kılar. Bu süreçte yanlış kanaatler çözülür ve kişi kendi cehaletinin farkına varır. Epistemolojik olarak bu çok önemlidir. Çünkü bilgi burada pozitif bir içerikten çok negatif bir arınma süreciyle ilerler. Yanlış bilgilerin ayıklanması hakikate yaklaşmanın yolu olur.
Platon’da diyalektik daha sistematik bir biçim alır. Diyalektik idealar alanına yükselmenin yöntemi olarak görülür. Duyusal dünyadan aklî kavramlara doğru yükselme ve kavramları kendi iç ilişkileri içinde çözümleme diyalektiğin işlevidir. Burada diyalektik sadece tartışma değil varlığın ve bilginin yapısını kavramaya yönelik bir yöntemdir. Bu anlamda diyalektik episteme üretmeye yönelir.
Aristoteles’te ise diyalektik kesin burhan bilgisinden ayrılır. Aristoteles diyalektiği herkesçe kabul edilen öncüller üzerinden akıl yürütme olarak tanımlar. Bu yönüyle diyalektik zorunlu değil makul olanla çalışır. Ancak retorikten farklı olarak biçimsel akıl yürütmeye dayanır. Epistemolojik olarak diyalektik burada kesin bilgi ile kanaat arasında ara bir konuma yerleşir. Mantık burhan ile kesinliği hedeflerken diyalektik problemli ve tartışmalı alanları çözümlemek için kullanılır.
Modern dönemde özellikle Hegel ile birlikte diyalektik yalnızca bir tartışma yöntemi olmaktan çıkar ve varlığın ve tarihin işleyiş ilkesi haline gelir. Tez antitez sentez şeklinde popülerleştirilen yapı aslında çelişkinin gerçekliğin içsel dinamiği olduğu fikrine dayanır. Burada çelişki sadece düşüncede değil varlığın kendisinde kurucu bir ilkedir. Epistemolojik sonuç şudur. Bilgi statik değildir. Hakikat çelişkiler yoluyla tarihsel olarak açılır. Bilmek aynı zamanda çelişkiyi kavramaktır.
Marx’ta diyalektik maddi temele oturtulur. Çelişki düşüncenin değil toplumsal ve ekonomik yapıların içindedir. Sınıf çelişkileri üretim ilişkilerindeki gerilimler tarihsel dönüşümün motoru haline gelir. Epistemolojik olarak bu bilgi teorisini toplumsal pratikle bağlar. Bilgi soyut bir bilinç etkinliği değil maddi koşullar içinde şekillenen tarihsel bir süreçtir.
Bu bütün çerçevede diyalektik epistemolojik olarak statik doğruların bilgisi değil hareketin çelişkinin ve süreçlerin bilgisidir. Diyalektik düşünce hakikati tamamlanmış bir sonuç olarak değil sürekli olarak açılan ve yeniden kurulan bir süreç olarak görür. Bu yönüyle diyalektik insan bilgisinin tarihsel zamansal ve çatışmalı yapısını merkeze alan bir bilgi anlayışını temsil eder. Diyalektik burada sadece bir tartışma tekniği değil bilginin oluşma tarzını açıklayan felsefi bir ilkedir.
Bir yanıt yazın