İnsan olmak biyolojik bir durum değil. Toplumsal bir onaydır. onayın koşulu faydadır etrafınıza sağladğınız fayda kadarsınızdır insanın değeri ve saygınlığı ürettiği değer ve sağladığı fayda kadardır. yada geleceğe dair beklenen fayda kadardır. anda bir fayda sağlamıyorsa gelecektede fayda sağlayacağı öngörülmüyorsa toplum kişiler ailesi onu dışlar böcek muamelesi yapar görmezden gelir ona saygı duyulmaz toplum aile çevre onu yok sayar
Gregor Samsa, ailesinin tek geçim kaynağı ve merkezi figürüdür. Babasının iflas eden işinden kalan borçlarını ödemek için nefret ettiği bir işte, kumaş pazarlamacısı olarak durmaksızın çalışmaktadır. Ailesi onu sadece bir kazanç kapısı olarak görmekte, Gregor ise kendi arzularını bir kenara bırakarak annesinin, babasının ve kız kardeşinin rahatı için hayatını feda etmektedir. Evdeki hiyerarşi tamamen Gregor’un getirdiği paraya dayalıdır ve aile üyeleri onun sağladığı konfora alışmış, bu durumu kanıksamış haldedirler.
Gregor Samsa, bir sabah huzursuz düşlerden uyandığında yatağında devasa bir böceğe dönüştüğünü fark eder. İlk anlarda bu durumu işe geç kalma endişesiyle karşılar çünkü patronuna karşı sorumlulukları ve ailesinin borçları omuzlarındadır. Kapısı kilitli olduğu için odasından çıkamaz ancak iş yerindeki müdür yardımcısı ve ailesi kapıya dayanıp ısrar edince büyük bir çabayla kapıyı açar. Gregor’un bu yeni halini gören müdür yardımcısı dehşet içinde kaçar, annesi fenalık geçirir, babası ise onu bastonuyla zorla odasına geri iter.
Gregor’un oda hapsindeki yeni hayatı başlar. Başlarda kız kardeşi Grete, ona acıyarak yiyebileceği türden yemekler getirir ve odasını temizler. Ancak zaman geçtikçe ve Gregor’un çalışamaması nedeniyle aile maddi sıkıntıya düştükçe evdeki atmosfer değişir. Babası, annesi ve kız kardeşi iş bulup çalışmaya başlar; bu durum onları yorgun ve tahammülsüz hale getirir. Bir gün annesi ve kız kardeşi, Gregor’un daha rahat hareket etmesi için odadaki mobilyaları boşaltmaya karar verir. Bu durum Gregor’da kimliğini tamamen kaybetme korkusu yaratır ve duvardaki bir tabloyu korumak için saklandığı yerden çıkar. Onu gören babası öfkelenerek Gregor’a elmalar fırlatır; elmalardan biri Gregor’un sırtına saplanır ve orada kalarak ağır bir yaraya yol açar.
Evin odalarından biri, ek gelir sağlamak amacıyla üç kiracıya verilir. Bir akşam Grete salonda keman çalarken Gregor müziğin etkisiyle odasından dışarı süzülür. Kiracılar böceği görünce evi terk edeceklerini bildirirler. Bu olay bardağı taşıran son damla olur ve Grete, artık onun kardeşi Gregor olmadığını, ondan kurtulmaları gerektiğini savunur. Ailesi tarafından tamamen reddedildiğini ve istenmediğini anlayan Gregor, bitkin ve yaralı halde odasına döner. Sabaha karşı orada hayatını kaybeder. Hizmetçi kadın cesedi bulup dışarı atar. Gregor’un ölümünün ardından ailesi üzerlerinden büyük bir yük kalkmış gibi şehre gezmeye gider ve gelecekleri için yeni planlar yapmaya başlar.
Normal şartlarda bir aile ferdinin ölümü büyük bir yas gerektirirken, Samsa ailesi o günü dinlenme ve gezme günü ilan eder. Üçü de çalıştıkları yerlere mazeret mektupları yazarlar. Mektupları yazarken sergiledikleri kararlılık, üzerlerinden büyük bir yükün kalktığını gösterir. Gregor’un odasının kapısını kilitleyip evden çıkarlar.
Maddi Planlar ve Fiziksel Değişim Tramvay yolculuğu sırasında yaptıkları konuşma tamamen geleceğe odaklıdır. Gregor’un seçtiği ve onlara yük olan mevcut daireden kurtulup, daha küçük, ucuz ve Gregor un seçmediği bir eve taşınma planları yaparlar. Bu Gregor un izlerini tamamen silme isteğidir.
İnsan işe yaramaz hale geldiğinde ne olur.
Kafka’nın anlattığı hikâye bir bireyin başına gelen tuhaf bir olaydan çok daha fazlasıdır. Franz Kafkanın Dönüşüm ile yaptığı şey insanın modern toplum içindeki psikolojik konumunu sade ama acımasız bir biçimde açığa çıkarmaktır. Gregor Samsa’nın böceğe dönüşmesi bir neden sonuç ilişkisine bağlanmaz. Çünkü Kafka nedenle ilgilenmez. Sonuçla ilgilenir. İnsan fayda üretme kapasitesini yitirdiğinde nasıl algılanır ve nasıl muamele görür sorusunun peşindedir.
Gregor’un yaşadığı şey bireysel bir trajedi gibi görünse de aslında kolektif bir psikolojinin ürünüdür. Toplum uzun zamandır insanı bir varlık olarak değil bir işlev olarak tanımlar. Çalışan. Kazanan. Ayakta duran. Yük olmayan insan makbuldür. Gregor’un bedeni değiştiğinde onun kimliği de değişir. O artık evlat değildir. Kardeş değildir. İnsan değildir. O bir masraftır. Bir utançtır. Bir sorun başlığıdır.
Bu noktada insan psikolojisinin karanlık ama gerçek bir yönü ortaya çıkar. İnsan çoğu zaman merhameti ilke olarak değil konfor olarak yaşar. Başkasının acısı kendi hayatını aksatmadığı sürece katlanılabilirdir. Gregor odasında kapalıyken sorun yoktur. Ama salona çıktığında rahatsızlık başlar. Gerçek hayatta da durum farklı değildir. Uzun süre işsiz kalan birinin aile içindeki konumu yavaş yavaş değişir. Önce anlayış gösterilir. Sonra sabır azalır. Ardından sessiz bir mesafe oluşur. Kimse açıkça söylemez ama bakışlar değişir. Ses tonu değişir. Varlık bir yük gibi hissedilmeye başlanır.
Kafka’nın derinliği burada ortaya çıkar. Gregor yalnızca dışlanmaz. Aynı zamanda bunu içselleştirir. Kendini savunmaz. Hakkını talep etmez. Ailesinin onu böyle görmesini haksız bulmaz. Çünkü modern insanın zihnine kazınmış bir inanç vardır. Faydasızsam suçluyum. Gregor’un suçluluk duygusu patolojik değildir. Öğrenilmiş bir bilinç halidir.
Bunu gerçek hayatta hastalık sahnelerinde sıkça görürüz. Uzun süre yatağa bağlı kalan bir insanın en büyük korkusu ölmek değil. Yük olmaktır. Bakım verenlere teşekkür ederken bile bir mahcubiyet vardır. Sanki yaşamak için özür dilemek gerekiyormuş gibi. Kafka bu psikolojiyi Gregor’un ağzından değil. Sessizliğiyle anlatır.
Toplum psikolojisi açısından bakıldığında Gregor’un ölümüyle gelen rahatlama son derece öğreticidir. Aile yas tutmaz. Gelecek planları yapar. Bu sahne insan zihninin kendini koruma refleksini gösterir. Rahatsız edici olan ortadan kalktığında vicdan kısa sürede susar. Bu sadece edebiyata özgü değildir. Kurumlarda da böyledir. İşten çıkarılan bir çalışanın ardından ilk günlerde bir boşluk hissi olur. Sonra işler yürür. Sistem devam eder. Kişi unutulur.
Kafka’nın böcek metaforu bu yüzden güçlüdür. Böcek ezilebilir. Görmezden gelinebilir. Temizlenmesi gereken bir sorun gibi algılanır. Gregor’un insan bilinciyle böcek bedeninde yaşaması şunu gösterir. Toplum için insanın iç dünyasının hiçbir önemi yoktur. Görünen ve işe yarayan önemlidir.
Bu hikâye bize şunu söyler. Modern dünyada trajedi ani felaketlerle değil. Yavaş yavaş olur. İnsan bir günde dışlanmaz. Gözden düşer. Önemsizleşir. Sessizleşir. Ve sonunda yokluğu varlığından daha konforlu hale gelir.
Gregor Samsa’nın hikâyesi bu yüzden yalnız bir karakterin öyküsü değildir. O işini kaybeden. Hastalanan. Yaşlanan. Gücünü yitiren herkesin ortak psikolojik portresidir. Kafka bize şunu hatırlatır. İnsan olmak biyolojik bir durum değil. Toplumsal bir onaydır. Ve bu onay son derece kırılgandır.
Bir yanıt yazın