Özgür İrade Var Mı?

Çoğu insan hayatının büyük bölümünü özgür iradesiyle yaşadığını zanneder. Kendi kararlarını aldığını seçimlerini bilinçli biçimde yaptığını ve yönünü kendisinin belirlediğini düşünür. Oysa düşüncelerimizin seçimlerimizin hatta zevklerimizin önemli bir kısmı doğduğumuz coğrafyanın aile yapımızın kültürümüzün genetik eğilimlerimizin ve içinde yaşadığımız toplumsal düzenin doğrudan sonucudur. Biz ben böyle istedim dediğimizde bile o isteğin kökleri çoğu zaman bizden çok önce belirlenmiş olur. Bu nedenle hayatımızın yalnızca küçük bir bölümü gerçekten bize aittir. Geri kalan büyük kısmı görünmez biçimde programlanmıştır.

İnsan kendini bağımsız kararlar alan bir özne gibi hisseder. Ancak çoğu kararının kökeni farkında olmadığı çok daha derin etkilere dayanır. Biyoloji bunun en temel katmanıdır. Açlık hissettiğinde yemek yemeyi bir karar gibi algılarsın. Oysa bu biyolojik bir zorunluluktur. Genetik eğilimlerimiz bağımlılığa öfkeye depresyona ya da yaratıcılığa ne kadar yatkın olacağımızı büyük ölçüde belirler. Bir kişi alkol bağımlısı olduğunda zayıf iradeli diye etiketlenir. Ancak onun genetik olarak bağımlılığa yatkın olabileceği çoğu zaman göz ardı edilir.

Kültür ikinci büyük belirleyicidir. Doğduğun yer neye normal neye ayıp neye doğru neye yanlış diyeceğini büyük ölçüde belirler. Avrupa’da doğal kabul edilen bir davranış Orta Doğuda günah ya da utanç verici olarak görülebilir. Kişi bunu kendi kararı sanır. Oysa kültür bu yargıyı çoktan zihnine yerleştirmiştir.

Psikolojik programlama özellikle çocukluk döneminde derin izler bırakır. Çocukken aileden duyulan cümleler yetişkinlikte alınan kararları fark ettirmeden şekillendirir. Sürekli sen tembelsin denilerek büyüyen bir çocuk ileride başarılı olsa bile içten içe ben yetersizim duygusuyla yaşamaya devam edebilir. Bu inanç bilinçli bir tercih değil erken dönemde yerleşmiş bir iç sestir.

Toplumsal manipülasyon ise modern çağın en güçlü yönlendiricisidir. Reklamlar sosyal medya moda ve siyasi söylemler insana özgür seçim yaptığını hissettirir. Oysa çoğu zaman bu seçimler sistemli yönlendirmelerin sonucudur. Yeni çıkan bir telefonu almak ben istedim gibi görünür. Gerçekte ise milyarlarca dolarlık pazarlama stratejilerinin ürünüdür.

Bilinçdışı süreçler kararlarımızın görünmeyen motorudur. Birini gördüğümüzde ondan hoşlandım deriz. Ancak beynimiz o kişide çocukluktan tanıdık bir yüzü bir anne ya da baba figürünü çağrıştıran bir detayı fark etmiştir. Biz bunun farkında olmayız. Bilinçdışı karar verir bilinç ise sonradan gerekçe üretir.

Market rafında kola mı soda mı ayran mı alacağına karar verdiğini düşünürsün. Canım kola istedi dersin. Oysa beynin reklamlarda gördüğün mutluluk sahnelerini çocukken bayramlarda içtiğin kolayı kola eşittir keyif kodlamasını çoktan işlemiştir. Bu özgür bir seçim değil şartlanmanın sonucudur.

Bir şarkıyı dinlediğinde bu benim ruhuma dokundu dersin. Neden dokunduğunu çoğu zaman sorgulamazsın. Melodisi çocukken duyduğun bir ninniyi andırıyor olabilir. Sözlerinde annenin ya da babanın sana söylediği bir cümleyle örtüşen bir anlam olabilir. Geçmiş deneyimlerin kulak zevkini sen farkında olmadan belirler.

Aşık olduğunda ben onu seçtim kalbim böyle istedi dersin. Ancak araştırmalar insanların çoğunlukla anne ya da babalarına benzeyen kişilere daha kolay bağlandığını gösterir. Koku bile etkilidir. Bilinçdışın sana genetik olarak uyumlu kişiyi seçtirir. Aşk bile çoğu zaman özgür iradeden çok biyoloji ve bilinçdışının ortak ürünüdür.

Bir tişört aldığında benim tarzım bu dersin. Oysa moda endüstrisi sana yıllardır hangi renklerin hangi kesimlerin cool olduğunu öğretmiştir. Sen özgün olduğunu sanırsın ama milyonlarca insan aynı tercihi yapmaktadır.

Telefonu eline aldığında canım sıkıldı dersin. Oysa sosyal medya uygulamaları dopamin salgısını tetikleyecek şekilde bilinçli olarak tasarlanmıştır. Sıkıntı hissi çoğu zaman bağımlılık döngüsünün bir parçasıdır.

Biz özgürce seçiyorum derken aslında görünmez zincirlerle yönlendiriliriz. Gerçek özgürlük bu zincirlerin varlığını fark ettiğimiz anda başlar. Sandığımız özgür irade biyoloji kültür bilinçdışı ve manipülasyonların karışımından ibarettir. Gerçek özgürlük neden böyle düşündüm neden bunu seçtim diye kendine sorabildiğinde mümkün olur.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir