Ben Leucippus. Yaklaşık MÖ 5. yüzyılın ortalarında yaşadım, doğum yerim konusunda kesinlik yoktur fakat çoğu kişi beni Miletos ya da Abdera ile ilişkilendirir. Hayatım hakkında bilgiler azdır çünkü öğrencim olan Demokritos benden çok daha ünlü hale gelmiştir ve düşüncelerimizin büyük kısmı onun adıyla aktarılmıştır. Ancak atomculuk öğretisinin ilk kurucusu benim. Elea okulunun yarattığı büyük felsefi krizin ortasında yaşadım. Parmenides değişimi reddetmişti, Zenon hareketi imkânsız göstermeye çalışmıştı. Eğer onlar haklıysa gördüğümüz dünya bir yanılsamaydı. Felsefe çıkmaza girmişti. Benim bütün çabam bu çıkmazı çözmekti.
Yaşadığım entelektüel ortam şunu zorunlu kılıyordu. Hem Parmenides’in mantığını korumak hem de duyuların gösterdiği değişimi açıklamak gerekiyordu. Çünkü insanlar hareket ediyor, doğa değişiyor, nesneler oluşuyor ve yok oluyordu. Bunları tamamen inkâr etmek mümkün değildi.
Şimdi sana sistemimi baştan kurarak anlatıyorum.
Parmenides haklıydı. Hiçbir şey yoktan var olamaz ve yokluğa gidemez. Bu mantıksal olarak zorunludur. Fakat Herakleitos da haklıydı. Dünya değişim içindedir. O halde çözüm şudur. Değişen şey gerçek öz değildir, düzenleniş biçimidir.
Ben dedim ki evren iki şeyden oluşur. Atomlar ve boşluk.
Bu düşünce devrimdir çünkü Parmenides boşluğu reddetmişti. Oysa hareket için boşluk gerekir. Bir odada yürüyebilmen için arada boş alan olması gerekir. Eğer her yer tamamen doluysa hiçbir şey hareket edemez.
Bir pazarı düşün. İnsanlar omuz omuza tamamen sıkışmışsa kimse ilerleyemez. Fakat aralarında boşluk varsa hareket başlar. İşte evrende de hareket ancak boşluk sayesinde mümkündür.
Atom kelimesi bölünemez demektir. Atomlar o kadar küçüktür ki daha fazla parçalanamaz. Eğer madde sonsuza kadar bölünebilseydi Zenon’un paradoksları çözülemezdi. Sonsuz bölünme hareketi imkânsız kılardı. Bu yüzden en küçük birim olmalıdır.
Atomları anlaman için şu örneği düşün.
Bir duvar tuğlalardan oluşur. Duvar yıkıldığında tuğlalar yok olmaz, sadece düzen değişir. Aynı tuğlalar başka bir evde kullanılabilir. Ev doğar ve ölür ama tuğla kalır.
Evren de böyledir.
Ağaç yanar, kül olur. Görünüşte yok olmuştur. Ama aslında atomları havaya, toprağa ve çevreye dağılmıştır. Hiçbir şey yok olmamıştır.
Atomlar ezelidir, ebedidir, değişmezdir. Değişen onların birleşimidir.
Şimdi daha derin düşün.
Altından yapılmış bir yüzük eritildiğinde yüzük yok olur ama altın kalır. Altın farklı şekillere girer. Demek ki şekil değişir, öz değişmez.
Benim atomlarım da böyledir fakat daha temeldir.
Atomlar renk taşımaz, tat taşımaz, koku taşımaz. Çünkü bu özellikler birleşimden doğar. Şeker tatlıdır ama atomlarının kendisi tatlı değildir. Tat, düzenlenişten ortaya çıkar.
Bir harf örneği düşün.
A, B ve C harfleri aynı kalsın. Bu harfleri farklı dizersen farklı kelimeler oluşur. Harfler değişmez ama anlam değişir.
Atomlar harflerdir, evren kelimedir.
Atomların şekilleri farklıdır. Bazıları pürüzlü, bazıları yuvarlak, bazıları kancalıdır. Bu yüzden birbirlerine farklı biçimlerde tutunurlar. Sert maddeler sıkı bağlanan atomlardan oluşur. Su gibi akışkan maddelerde atomlar daha gevşek birleşir.
Bir kum yığını düşün. Taneler serbesttir, akar. Bir taş düşün. Taneler sıkıdır, hareket etmez. Fark atomların düzenidir.
Evren sonsuzdur çünkü boşluk sonsuzdur. Atomlar boşlukta sürekli hareket eder. Çarpışırlar, birleşirler, ayrılırlar. Bu süreçte sayısız dünya oluşur ve yok olur.
Yani bizim dünyamız tek değildir.
Bir nehirde girdap oluştuğunu görmüşsündür. Su akarken belirli bölgelerde dönme hareketi oluşur. Girdap bir süre var olur sonra dağılır. Su kalır ama yapı değişir.
Evrenler de atom girdaplarıdır.
Ben doğada amaç aramadım. Evren bilinçli bir planla değil zorunlu hareketle oluşur. Atomlar hareket eder çünkü hareket onların doğasıdır.
Bir toz zerresini güneş ışığında izle. Sürekli titreşir. Dışarıdan bakıldığında rastgele görünür. Ama bu hareket birleşimler doğurur. Evren böyle oluşur.
Benim öğretim şudur.
Hiçbir şey yoktan doğmaz.
Hiçbir şey yok olmaz.
Gerçek olan atomlardır.
Hareket boşluk sayesinde mümkündür.
Değişim birleşim değişimidir.
Evren sonsuz dünyalar içerir.
Ben Elea okulunun mantığını korudum çünkü atomlar değişmezdir. Aynı zamanda Herakleitos’u da korudum çünkü birleşimler sürekli değişir.
Felsefe burada büyük bir dönüşüm yaşadı. Çünkü doğa artık mit, amaç ya da kutsal güçlerle değil mekanik süreçlerle açıklanabilir hale geldi.
Şimdi öğrencim olan Democritus bu sistemi daha da geliştirecek, yalnızca doğayı değil insan ruhunu, bilgiyi ve ahlakı da atomculuk temelinde açıklayacaktır.
Bir yanıt yazın