idrak imge muhayyile imajinasyon

İnsan zihni dünyayı olduğu gibi almaz. Onu işler dönüştürür yeniden kurar. Bu zihinsel faaliyeti anlamak için idrak imge muhayyile ve imgelemek yani imajinasyon kavramlarını birlikte düşünmek gerekir. Bu kavramlar aynı sürecin farklı halkalarıdır. Ayrı ayrı tanımlandıklarında eksik kalırlar. Birlikte okunduklarında ise zihnin nasıl çalıştığı netleşir.

İdrak zihnin dış dünyayla ilk ciddi temas noktasıdır. Bir şeyi sadece görmek ya da duymak idrak değildir. O şeyin ne olduğunu ne anlama geldiğini ve zihinde nereye oturduğunu kavramaktır. Bir insan yolda yürürken bir ağacı görür. Bu görme duyusal algıdır. Ama bunun bir ağaç olduğunu canlı olduğunu gölge verdiğini ve çevreyle ilişkisini fark ettiğinde idrak gerçekleşir. İdrak anlamın kapısını açar.

İmge idrak edilen şeyin zihindeki izidir. Ağaç artık karşımızda olmasa bile gözlerimizi kapattığımızda onu zihnimizde canlandırabiliyorsak bu imgedir. İmge gerçekliğin birebir kopyası değildir. Zihnin bıraktığı izdir. Bu iz bazen silik bazen nettir. Ama her durumda geçmiş bir deneyime dayanır. İmge zihnin hafızasında taşınan sessiz bir resim gibidir.

Muhayyile bu imgelerle çalışan yaratıcı güçtür. Zihin imgeleri olduğu gibi saklamakla yetinmez. Onları değiştirir birleştirir ayırır. Bir ağacı olduğundan daha büyük düşünebilir ya da onu başka bir manzaraya yerleştirebilir. Muhayyile zihnin kurucu alanıdır. Ne tamamen gerçektir ne tamamen soyut. Bu yüzden sanatın bilimin ve düşüncenin sessiz motorudur.

İmgelemek ya da imajinasyon muhayyilenin aktif hale gelmesidir. Zihnin bilinçli olarak imgeler üretmesi ve bunlarla yeni anlamlar kurmasıdır. Bir yazar henüz yazılmamış bir hikayeyi zihninde kurduğunda bir mühendis yapılmamış bir yapıyı tasarladığında ya da bir insan gelecekteki halini düşündüğünde imgelemek devrededir. Bu bir hayal kaçışı değil zihinsel bir inşa sürecidir.

Bu dört kavramı birlikte düşünmek için basit bir örnek yeterlidir. Bir insan denizi görür. Bu idraktir. Denizi artık orada olmasa da zihninde canlandırır. Bu imgedir. Denizi başka bir ışıkta başka bir duyguyla başka bir yerde düşler. Bu muhayyiledir. O düşten bir şiir bir resim ya da bir fikir üretir. Bu imgelemek yani imajinasyondur. Sonuç olarak

idrak anlamayı sağlar.

İmge hatırlatır.

Muhayyile dönüştürür.

İmgelemek ise yeni olanı kurar.

Zihin bu dört adımı birlikte kullandığında sadece dünyayı algılamaz. Ona anlam katar. İnsan bu yüzden sadece bakan değil düşünen tasarlayan ve üreten bir varlıktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir