Kavram felsefi olarak zihnin tek tek varlıklardan soyutlayarak elde ettiği genel anlam birimidir. Kavram ne tek bir nesnenin kendisidir ne de bir görüntü ya da duygudur. Kavram çokluk içinde ortak olanı yakalayan zihinsel bir formdur. İnsan dünyayı kavramlar aracılığıyla düşünür konuşur ve anlar. Bu nedenle kavram düşüncenin temel yapı taşıdır.
Kavramın oluşumu soyutlama ile mümkündür. İnsan duyularla tek tek varlıkları algılar. Ancak zihin bu varlıklardaki ortak özellikleri ayırarak onları tek bir anlam altında toplar. İşte bu zihinsel toplama işlemi sonucunda kavram ortaya çıkar. Kavram tekil değildir. Geneldir. Bir kişiye ya da bir nesneye değil bir tür ya da niteliğe işaret eder.
Basit bir örnek verelim. Bir insan farklı zamanlarda farklı ağaçlar görür. Çam meşe kavak ya da zeytin. Bu ağaçların şekilleri boyları yaprakları farklıdır. Ancak hepsinde gövde kök ve dal gibi ortak özellikler vardır. Zihin bu ortak özellikleri soyutlar ve ağaç kavramını oluşturur. Ağaç kavramı tek bir ağacı değil bütün ağaçları kapsar.
Bir başka örnek adalet kavramıdır. Adalet duyularla doğrudan algılanamaz. Bir taş ya da masa gibi gösterilemez. Ancak insanlar adil davranışları gözlemler. Hak edene hakkının verilmesi haksızlığın giderilmesi gibi durumlar tekrarlandıkça zihin bu ortak anlamı soyutlar ve adalet kavramını kurar. Bu kavram tek bir olaya değil birçok duruma uygulanabilir.
Kavram ile imge arasındaki fark da burada ortaya çıkar. İmge daha çok somut ve tekil bir canlandırmadır. Kavram ise soyut ve geneldir. Bir köpek imgesi zihinde belirli bir köpeği canlandırabilir. Ancak köpek kavramı bütün köpekleri kapsayan genel bir anlamdır. Bu nedenle kavram düşünmenin imgeden daha ileri bir aşamasıdır.
Felsefede kavramlar sadece sınıflandırma aracı değildir. Aynı zamanda düşüncenin doğruluğu ve tutarlılığı kavramların açıklığına bağlıdır. Kavramlar net değilse düşünce bulanık olur. Bu yüzden filozoflar kavramları tanımlamaya sınırlarını çizmeye ve birbirinden ayırmaya büyük önem verir. Varlık bilgi neden özgürlük gibi temel felsefi meseleler hep kavramlar üzerinden tartışılır.
Sonuç olarak kavram zihnin dünyayı anlamlandırma biçimidir. Tekil deneyimlerden geneli çıkarır. Düşünceyi mümkün kılar ve dili düzenler. Kavram olmadan ne felsefe yapılabilir ne bilim kurulabilir ne de insan kendi deneyimini anlamlı bir bütün haline getirebilir.
Bir yanıt yazın