Sahte

Sahte olan şey nedir. Nesne mi sahte olur yoksa o nesneye yüklenen anlam mı.

Bir para düşün. Elinde tuttuğun metal parça gerçektir. Ağırlığı vardır. Soğuktur. Masaya bıraktığında ses çıkarır. Ama o parçanın para olması bir anlaşmaya dayanır. Eğer bu anlaşma bozulursa elindeki şey metal olmaya devam eder ama para olmaktan çıkar. Burada sahte olan metal değildir. Sahte olan onun para olduğu iddiasıdır. Demek ki sahte çoğu zaman maddede değil anlamdadır.

Bir insan düşün. Gülümsüyor. Sözleri yumuşak. Davranışı nazik. Burada sahte nerede başlar. Eğer bu davranışlar iç dünyayla bağını koparmışsa sahte deriz. Ama iç dünya dediğimiz şeyi nereden biliyoruz. İşte sahte ithamı genellikle bilgiye değil sezgiye dayanır. Bu yüzden sahte suçlaması çoğu zaman karşıdakinden çok suçlayanı ele verir.

Bir başka örnek alalım. Sahte bilgi denir. Burada genellikle yanlış bilgi kastedilir. Oysa her yanlış bilgi sahte değildir. Yanlış bilgi bazen eksik bilgidir. Bazen eski bilgidir. Bazen bağlamından koparılmış bilgidir. Sahte bilgi dediğimiz şey ise bilerek doğruymuş gibi sunulandır. Yani sahte ile yanlış arasındaki fark niyette ortaya çıkar. Niyet görünmez olduğu için sahte iddiası da her zaman kesin değildir.

Gündelik hayatta sıkça duyulan bir cümle vardır. Bu duygu sahte. Peki duygu sahte olabilir mi. İnsan gerçekten üzülüyorsa üzülüyordur. Ama bu üzüntüyü kullanıyorsa sahte deriz. Burada sahte olan duygu değil duygunun sergilenme biçimidir. Sahte çoğu zaman histe değil temsilde ortaya çıkar.

İnsan kendine sahte olabilir mi. Bu soru genelde sorulmaz. Ama en yaygın sahte türü budur. Bir insan kendine bir hikaye anlatır. Bu hikayeye inanır. Zamanla bu hikaye onun kimliği olur. Burada bilinçli bir yalan yoktur. Ama hakikatle bağ kopmuştur. Sahte bazen kasıtla değil alışkanlıkla üretilir.

Bir vitrin düşün. İçerideki ürünler düzenli. Işık doğru yerden vuruyor. Her şey olması gerektiği gibi. Ama bu düzen arka odadaki dağınıklığı gizliyorsa sahte deriz. Burada sahte olan vitrin değildir. Sahte olan vitrinle bütünün aynı olduğu iddiasıdır. İnsanlar da çoğu zaman vitrinlerini gerçek zanneder.

Sahte cesaret. Bir kişi bağırır. Sert konuşur. Geri adım atmaz. Cesur denir. Ama bu davranış korkuyu bastırmak içinse sahte deriz. Burada sahte olan davranışın kendisi değil davranışa yüklenen anlamdır. Cesaret ile korkusuzluk karıştırıldığında sahte cesaret üretilir.

Görüldüğü gibi sahte basit bir yalan değildir. Sahte çoğu zaman gerçekle iç içedir. Sahte olan şey genellikle tamamen uydurma değildir. Bir parça gerçeğin yanlış yerde kullanılmasıdır. Bu yüzden sahte en tehlikeli olandır. Çünkü tamamen yanlış olan kolay fark edilir. Ama sahte olan inandırıcıdır.

Bu noktada sorulması gereken soru şudur. Ben şimdi sahte olanı mı konuşuyorum yoksa hoşuma giden bir gerçeği mi savunuyorum. Bu soru sorulmadığında sahte dışarıda aranır. Sorulduğunda ise insan önce kendine bakmak zorunda kalır. Düşünme tam da burada başlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir