Hayatın anlamı ve nihilistin yorumu

Hayatın anlamı tek bir yerden konuşulamaz. Çünkü hayat tek bir yerden yaşanmaz. Aynı dünya içinde farklı konumlarda duran insanlar hayatı aynı yerden görmez. Bu yüzden anlam sabit bir cevap değil. Konuma göre yoğunluğu değişen bir yön duygusudur.

Rasyonalistler ve akılcılar için hayatın anlamı tutarlılıktır. Dünya anlaşılabilir bir düzendir ve insan bu düzeni aklıyla kavrayabilir. Hayat anlamsız değildir ama kendiliğinden de anlamlı değildir. Anlam insanın düşünme yetisini kullanmasıyla ortaya çıkar. Akla aykırı yaşanan bir hayat dağınık ve huzursuzdur. Bu yüzden anlam doğru düşünmekle başlar. İnsan neye inandığını bilmelidir. Neyi savunduğunu temellendirmelidir. Çelişki içinde yaşayan insan anlam hissini kaybeder. Akılcı gelenek için anlam mutluluk değil. Zihinsel berraklıktır.

Felsefeciler için hayatın anlamı sorunun kendisindedir. Hayatın anlamı nedir sorusu sorulabiliyorsa hayat henüz kapanmamış demektir. Felsefi bakış için anlam hazır bir sonuç değildir. Sürekli yeniden kurulan bir sorgudur. İnsan yaşadıkça değişir. Değiştikçe anlamı da değişir. Felsefeci için anlamsız olan şey cevap bulamamak değil. Soru sormaktan vazgeçmektir. Hayat anlamını düşünme cesaretinden alır.

Stoacılar için hayatın anlamı kontrol ile kabulleniş arasındaki dengedir. İnsan her şeyi değiştiremez ama her şeye nasıl bakacağını seçebilir. Hayatın anlamı olaylarda değil. Olaylara verilen tepkidedir. Kayıp da anlamlı olabilir. Acı da öğretici olabilir. Stoacı için anlam direnmek değil. Uyum sağlamaktır. İnsan kaderiyle kavga etmeyi bıraktığında içsel özgürlüğe ulaşır. Anlam bu içsel özgürlükte ortaya çıkar.

Teologlar için hayatın anlamı insanın kendinden büyük bir düzene ait olmasıdır. Hayat tesadüf değildir. İnsan yalnız değildir. Hayat bir emanet olarak görülür. Anlam sahip olmakta değil. Hesap vermektedir. İyi ile kötü arasındaki ayrım keyfi değildir. Hayat bir imtihan diliyle okunur. Anlam insanın iradesini ilahi düzenle uyumlu hale getirmesinde bulunur.

İnançlılar için hayatın anlamı bağlanmadır. İnsan sınırlı bir varlıktır ve bu sınırlılıkla baş edebilmek için aşkın bir referansa ihtiyaç duyar. Dua eden insan hayatı kontrol etmek istemez. Hayatı anlamlandırmak ister. Acı bu bakışta boşluk değildir. Sabır ve umutla anlam kazanır. İnançlı için hayatın anlamı yalnız kalmamaktır. Her durumda bir muhatap olduğunu bilmektir.

İnançsızlar için hayatın anlamı sorumluluktur. Hayatın dışında bir garanti yoktur. Bu yüzden her seçim daha ağırdır. Anlam gökten inmez. İnsan onu üretmek zorundadır. Bu bakışta hayatın değeri sınırlı olmasından gelir. Zaman kısıtlıdır. Fırsatlar geri gelmez. Anlam insanın yaptığı seçimlerde ve bu seçimlerin sonuçlarını üstlenmesinde ortaya çıkar.

Kadın için hayatın anlamı çoğu zaman görünmeyen yüklerle kurulur. Taşıma. Koruma. Devam ettirme. Kadın hayatı sadece yaşamakla kalmaz. Hayatı taşır. Anlam burada süreklilikte ortaya çıkar. Bir çocuğun büyümesinde. Bir evin ayakta kalmasında. Bir ilişkinin sürdürülmesinde. Kadın için anlam çoğu zaman fedakarlıkla iç içedir. Ama bu fedakarlık fark edilmediğinde anlam yaralanır.

Erkek için hayatın anlamı çoğu zaman yeterli olmaktır. Güçlü olmak. Sağlamak. Ayakta durmak. Erkek hayatı bir görev alanı olarak görmeye eğilimlidir. Anlam başarmakta ve karşılığını görmekte aranır. Ama bu başarı sadece dış dünyaya bağlandığında anlam kırılganlaşır. Erkek için gerçek anlam kırılganlığını kabul edebildiği noktada derinleşir.

İşçiler için hayatın anlamı emekte ortaya çıkar. Günlük hayat bedensel yorgunlukla akar. Anlam büyük ideallerden çok küçük düzenlerde bulunur. Eve ekmek götürmek. Bir işi düzgün yapmak. Alın terinin karşılığını almak. İşçi için anlam soyut değildir. Somuttur. Karşılığı görülmeyen emek anlamı aşındırır.

Köylüler için hayatın anlamı döngüdür. Mevsimler gelir gider. Ekim yapılır. Hasat beklenir. Hayat doğayla birlikte akar. Anlam sürekliliktedir. Toprağın her yıl yeniden ürün vermesinde. İnsan kendini doğanın bir parçası olarak görür. Anlam hızda değil. Devamlılıktadır.

Şehirliler için hayatın anlamı yön bulmaktır. Seçenek çoktur. Gürültü çoktur. Hayat parçalıdır. Anlam bu karmaşa içinde bir merkez kurabilmektir. Zamanı yönetebilmek. Kendine ait bir alan yaratabilmek. Şehir insanı için anlam çoğu zaman kaybolmamakla ilgilidir.

Siyasiler için hayatın anlamı etki üretmektir. Karar almak. Yön vermek. Güç kullanmak. Ama bu güç amaç haline geldiğinde anlam bozulur. Siyasette anlam hizmetle kurulduğunda derinleşir. Sadece iktidar üretildiğinde yüzeyselleşir.

Yönetenler için hayatın anlamı sorumlulukla ölçülür. Yetki anlam değildir. Yetkinin bedelini taşıyabilmek anlam üretir. Yönetmek bir ayrıcalık değil. Bir yüktür. Bu yük kabul edildiğinde hayat anlam kazanır.

Hasta yatağında ölümü bekleyenler için hayatın anlamı sadeleşir. Büyük idealler susar. Küçük şeyler konuşur. Bir ses. Bir el. Bir hatıra. Hayatın anlamı burada geçmişle kurulan barışta ortaya çıkar. Keşke azaldıkça anlam netleşir. İnsan bu noktada şunu sorar. Ben yaşadım mı. Sevildim mi. Sevdim mi. Bu sorular cevap buluyorsa hayat anlamını tamamlamış sayılır.

Gençler için anlam umutla kurulur. Yaşlılar için anlam hatırlamayla. Çocuklar için anlam oyundur. Anne babalar için anlam devam etmektir. Yalnızlar için anlam temas arayışıdır. Kalabalıklar içinde yaşayanlar için anlam sessizliktir.

Bütün bu farklı bakışlar bir araya getirildiğinde ortaya tek bir cümle çıkmaz. Ama ortak bir yön çıkar. Hayatın anlamı insanın kendi varlığına kayıtsız kalmamasıdır. Yaşadığını hissetmesidir. Başına gelenle ilişki kurmasıdır. Hayatı sadece tüketmemesi. Ona cevap vermesidir.

Hayatın anlamı sorusu en sonunda şuraya varır. Ben bu hayata bir iz bıraktım mı. Bu iz büyük olmak zorunda değildir. Ama sahici olmalıdır. Sahici olan iz ise her düşünce geleneğinde anlamlıdır. Çünkü anlam en sonunda dürüst yaşanmış bir hayatta ortaya çıkar.

Bir nihilist bunlara nasıl bakar nihilist için hayatın anlamı nedir ???????

Nihilist gözle bakıldığında rasyonalistlerin tutarlılığı da stoacıların kabullenişi de teologların emanet fikri de inançsızların sorumluluk anlayışı da aynı temel varsayımı paylaşır. Hayat bir şeye cevap vermelidir. İnsan bir şeyle uyumlu yaşamalıdır. Bir yön bir hedef bir gerekçe olmalıdır. Nihilist için bu varsayım kanıtlanmış değildir. Bu sadece insanın katlanabilmek için ürettiği bir anlatıdır.

yukarda sürekli karşımıza çıkan sorumluluk kelimesi nihilist için bir anlam değil. Bir zorunluluktur. Zorunluluk ise anlam üretmez. Sadece davranışı düzenler. Aynı şekilde fedakarlık da görev de umut da birer anlam değildir. Bunlar hayatın çıplak ağırlığıyla baş edebilmek için kurulan psikolojik yapılardır. Nihilist bu yapılara yanlış demez. Ama gerçek demez. Onları bir ihtiyaç ürünü olarak görür.

Hasta yatağında ölümü bekleyen insan örneği nihilist için özellikle açıklayıcıdır. burada anlamın sadeleştiği söylenir. Nihilist ise şunu söyler. Burada sadeleşen anlam değil. Yanılsamadır. İnsan sona yaklaştıkça büyük anlatıları bırakır. Çünkü artık işe yaramazlar. Geriye kalan şey anlam değil. Çıplak varoluştur. Bir ses. Bir temas. Bir an. Bunlar anlamlı olduğu için değil. Başka bir şey kalmadığı için önemlidir.

Kadın erkek işçi köylü şehirli gibi ayrımlar nihilist için anlamın farklı yüzleri değil. Aynı boşluğun farklı maskeleridir. Her biri hayata katlanmak için başka bir hikaye anlatır. Ama hikayenin değişmesi boşluğun ortadan kalktığını göstermez. Sadece boşluğun üstünün örtüldüğünü gösterir.

Nihilist değerlendirme şuraya varır. Hayatın anlamı üzerine yapılan bu geniş anlatı insanın anlam ihtiyacını çok iyi gösterir. Ama anlamın gerçekten var olduğunu göstermez. Bu metin hayatın anlamını açıklamaz. İnsanın neden anlam aradığını açıklar. Nihilist için bu önemli bir farktır.

Şimdi nihilistin hayatın anlamına dair ne dediğine gelelim.

Nihilist şunu söyler. Hayatın kendinde bir anlamı yoktur. Evren insan için kurulmamıştır. Olan biten hiçbir şeyin zorunlu bir amacı yoktur. İyi ile kötü kozmik düzeyde bir karşılık taşımaz. Değerler insan yapımıdır. Anlam insan zihninin ürünüdür. Bu yüzden değişir. Çöker. Yerine yenisi gelir.

Nihilist için bu bir kriz değil. Bir teşhistir. Hayat anlamsızdır demek hayat değersizdir demek değildir. Nihilist hayatın önceden verilmiş bir anlamı olmadığını söyler. Bu durum bazıları için yıkıcıdır. Bazıları için ise özgürleştiricidir.

Nihilist bakışta insanın önünde iki yol vardır. Ya anlam yokluğunu inkâr eder ve hazır anlatılara sığınır. Ya da anlam yokluğunu kabul eder ve buna rağmen yaşar. İkinci yol daha zordur. Çünkü dayanak yoktur. Garanti yoktur. Nihilist için olgunluk tam da buradadır. Dayanak olmadan ayakta durabilmek.

Nihilist hayatın anlamını aramaz. Çünkü aranan şeyin var olmadığını düşünür. Ama bu nihilistin hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmez. Nihilist sever. Üretir. Düşünür. Acı çeker. Ama bunları kutsallaştırmaz. Mutlaklaştırmaz. Bunların arkasına gizli bir anlam yerleştirmez.

Nihilist için en dürüst cümle şudur. Hayatın bir anlamı yok. Ama ben yine de buradayım. Ve bu yeterli. Buradaki yeterlilik mutluluk değildir. Teselli değildir. Sadece açıklıktır. Hayat bir problem değildir. Çözülmesi gereken bir bilmece değildir. Yaşanan bir olgudur.

Bu yüzden nihilist hayatın anlamı sorusunu yanlış bir soru olarak görür. Ona göre doğru soru şudur. Anlam yoksa ben nasıl yaşayacağım. İşte bu soru nihilizmi yıkım olmaktan çıkarır. Bir duruş haline getirir. Ve nihilist için hayat tam da burada başlar.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir