Acı

Acı kelime anlamı olarak kimi maddelerin tad alma organımızda bıraktığı yakıcı duyum tadı yakıcı olan tatlı olmayan demektir. Duygusal boyutta ise acı olayların hoş olmayan  olumsuz hislerin genel adıdır

Burada biz maddi nesnel acıdan ziyade maddi ve nesnel olmayan duygusal olarak duyumsanan acıdan söz edeceğiz biz nasıl acı duyarız başkalarının acısını duyabilirmiyiz

Duygusal acı onu yaşadığımız olaylarda, insanlarda ya da kaderde görürüz. Oysa acının asıl kaynağı, dış dünyada değil bizim kurduğumuz beklenti düzeninde yatar. İnsan, acıyı başına gelenlerden değil, beklediğini bulamadığında duyar.

İnsan hayata çıplak bir bilinçle başlamaz. Zamanla bir hayal dünyası inşa eder. Bu dünya; ilişkilerle, umutlarla, beklentilerle örülüdür. Sevilmek isteriz, anlaşılmak isteriz, görülmek isteriz. Güvende olmak, değerli hissetmek, yalnız kalmamak isteriz. Bu istekler keyfî değildir; biyolojik ve duygusal ihtiyaçlardan doğar. Aidiyet ihtiyacı, onaylanma ihtiyacı, süreklilik ve anlam ihtiyacı… İnsan bunlarla yaşar.

Ancak kritik kırılma tam da burada başlar İnsan, bu ihtiyaçları kendi içinde karşılamaz, onları dış dünyadan talep eder.

Böylece beklenti doğar. Beklenti, ihtiyacın dış dünyaya yöneltilmiş hâlidir. Ve her beklenti, içinde sessiz bir varsayım taşır Karşılanmalı İşte acı, bu varsayım çöktüğünde ortaya çıkar.

İnsan nasıl acı duyar? Önce bir beklenti kurar. Sonra bu beklentiyi doğal, hatta haklı sayar. Ardından dünya bu beklentiye kayıtsız kalır. Acı tam da bu kayıtsızlıkla başlar. Çünkü acı, bir yoksunluk değil; karşılıksız kalmış bir anlam talebidir.

Bu yüzden aynı olay bir insanı yıkarken diğerini etkilemez. Çünkü yıkılan olay değil, beklentidir. Beklentinin büyüklüğü kadar acı derinleşir. Hayal dünyası ne kadar genişse, çöküş o kadar sert olur.

Peki başkalarının acısını duyumsayabilir miyiz?

Hayır. Başkasının acısını hissettiğimizi sanmak, iyi niyetli bir yanılgıdır. Biz başkasının acısını değil, kendi beklenti kırılmalarımızın yankısını hissederiz. Empati, acının kendisini paylaşmak değildir; acının bizde uyandırdığı anlamı paylaşmaya çalışmaktır. Bu yüzden empati hiçbir zaman tam değildir. Her acı özeldir; çünkü her beklenti kişiseldir.

Bireysel duygusal acı, çoğu zaman haklı bir acı değildir. O, insanın başına gelenlerin kaçınılmaz bir sonucu olmaktan ziyade, insanın kendisinin ürettiği beklenti fazlalığının bedelidir. İnsan, dünya ile yaptığı örtük anlaşmayı gerçekliğin kabul etmesini bekler; dünya bunu yapmadığında ise kendini mağdur sayar. Oysa bu mağduriyet, büyük ölçüde kurgusaldır.

Çünkü dünya, insanın umutlarına, hayallerine ya da ihtiyaçlarına karşı yükümlü değildir. İnsanın biyolojik ve duygusal ihtiyaçları gerçek olabilir; fakat bu ihtiyaçların dış dünya tarafından mutlaka karşılanacağı varsayımı, zorunlu değildir. Acı, tam da bu zorunluluk atfından doğar. Yani sorun, ihtiyaçta değil; ihtiyacın hakka dönüştürülmesindedir.

Bu nedenle bireysel acı, çoğu zaman bir adaletsizliğin değil, bir yanılgının ürünüdür. İnsan, yersiz beklentiler üretir; bu beklentileri doğal, meşru ve vazgeçilmez sayar; sonra da karşılanmadıklarında acı çeker. Oysa beklenti ne kadar keyfîyse, acı da o kadar yersizdir.

Acı kutsal değildir. Derinlik göstergesi değildir. Ahlaki bir üstünlük sağlamaz. Çoğu zaman acı, insanın gerçeklikle yüzleşmeyi reddetmesinin bir sonucudur. Beklentiler sıfırlandığında, acının da büyük ölçüde ortadan kalkması bundandır. Çünkü acı, dış dünyanın verdiği bir darbe değil; insanın kendi iç düzeninde yarattığı bir çatışmadır.

Olgunluk, acıyı yüceltmekte değil; onu gereksiz kılan bilince ulaşmaktadır. Beklentisiz olmak mümkün değildir; fakat beklentilerin zorunlu olmadığını bilmek mümkündür. İnsan, beklentilerini mutlaklaştırmaktan vazgeçtiği ölçüde kırılganlığını da azaltır.

Bu yüzden bireysel duygusal acı, kaçınılmaz bir kader değil; tercih edilmiş bir bilinç hâlidir. İnsan vazgeçebildiği yerde özgürleşir, vazgeçemediği yerde acı üretir.

Ve belki de acının asıl gerçeği şudur:
Acı, dünyanın insana yaptığı bir haksızlık değil; insanın dünyaya yüklediği yersiz bir taleptir.


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir