Bilgi dediğimiz şey nerede durur. Dışarıda mı durur yoksa içeride mi.
Bir kitap düşün. Rafın üzerinde duruyor. İçinde cümleler var. Çoğu insan burada bilginin kitapta olduğunu söyler. Ama kitap orada dururken kimse onu okumuyorsa bilgi var mıdır. Kağıt vardır. Mürekkep vardır. Harfler vardır. Ama bilgi henüz ortaya çıkmamıştır. Demek ki bilgi nesnede tek başına bulunmaz.
Şimdi başka bir sahne düşün. Bir insan kitabı okuyor. Ama okuduğunu anlamıyor. Gözleri satırların üzerinde geziyor. Sayfalar bitiyor. Burada bilgi var mı. Metin var. Okuma eylemi var. Ama bilgi yine yok. Bu örnek şunu gösterir. Bilgi sadece temas değildir. Bilgi temasın zihinde bir karşılık bulmasıdır.
Burada genellikle fark edilmeyen bir ayrım vardır. Bilmek ile haberdar olmak aynı şey sanılır. Bir insan bir olayı duyar. Herkes böyle oldu der. O da tekrar eder. Ama neden olduğunu sorarsan susar. Bu durumda o insan bilgi sahibi değildir. O sadece dolaşımda olan bir ifadeyi taşımaktadır. Bilgi taşınmaz. Bilgi kurulur.
Bir çocuk ateşe dokunur. Eli yanar. Bu bir bilgidir. Çünkü bu bilgi cümleyle başlamamıştır. Doğrudan tecrübeyle oluşmuştur. Aynı çocuk başkasından ateş yakar sözünü duysa bu bir bilgidir mi. Henüz değildir. Bu bir uyarıdır. Bilgi uyarıdan sonra tecrübe ile derinleşir. Bu yüzden bazı bilgiler anlatılarak verilmez. Yaşanarak oluşur.
Her doğru bilgi midir. Bir cümle doğru olabilir. Ama bilgi olmayabilir. Güneş yarın doğacak cümlesi doğrudur. Ama bu cümleyi söyleyen kişinin bunu neden bildiğini bilmiyorsak bu bilgi değildir. Bilgi sadece doğru sonuç değil. Doğruya nasıl ulaşıldığını da içerir. Yol yoksa bilgi yoktur.
Gündelik hayatta sık yapılan bir hata vardır. Bilgi ile kanaat karıştırılır. Bir insan bir fikri savunur. Israrla tekrar eder. Sesini yükseltir. Emin görünür. Bu onu bilgili yapmaz. Bilgi insanı sakinleştirir. Çünkü bilgi sınırlarını bilir. Ne bildiğini bilir. Ne bilmediğini de bilir. Kanaat ise sınır tanımaz.
Bir mahkeme salonunda Aynı olaya dair farklı anlatılar vardır. Herkes doğruyu söylediğini iddia eder. Ama bilgi hangi anlatıdır. Bilgi delille kurulan anlatıdır. Delil yoksa anlatı vardır ama bilgi yoktur. Bu örnek bize şunu gösterir. Bilgi ikna ile değil gerekçe ile ayakta durur.
Bir öğretmen konuyu anlatır. Öğrenci dinler. Sınavda cevap verir. Ertesi hafta unutur. Burada bilgi var mıydı. Kısa süreli bir düzenleme vardı. Ama bilgi kalıcı değildir. Bilgi zihni dönüştürür. Bir şeyi öğrendikten sonra dünyaya eskisi gibi bakamıyorsan bilgi oluşmuştur.
Bilgi ile güç arasındaki ilişki de dikkat edilmesi gereken bir yerdir. Bilgi çoğu zaman üstünlük kurmak için kullanılır. Oysa bilgi üstünlük üretmez. Sorumluluk üretir. Bildiğini iddia eden kişi artık o bilgiye göre davranmak zorundadır. Bu yüzden gerçek bilgi insanı ağırlaştırır. Sahte bilgi ise hafifletir.
Bilgi bir nesne değildir. Bir süreçtir. Bir cümle değildir. Bir ilişkidir. Zihin ile dünya arasında kurulan hassas bir bağdır. Bu bağ koparsa geriye slogan kalır. Ezber kalır. Ama bilgi kalmaz.
Ben şimdi bilgiye mi sahibim yoksa sadece bilgili gibi mi konuşuyorum. Bu soru sorulmadığı sürece bilgi dışarıda aranır. Sorulduğunda ise insan önce kendi zihnini sorgulamak zorunda kalır. Düşünme tam da burada başlar.
Bir yanıt yazın