Bilmek & Tanımak

Bilmek bir şey hakkında doğru kabul edilen bir önermeye sahip olmak, o önermeyi gerekçelendirebilmek ve başkalarına aktarabilir durumda olmak bilmenin temel şartlarıdır. Bir insan dünyanın yuvarlak olduğunu bilir dediğimizde onun bu önermeyi kabul ettiğini, bunun neden böyle olduğunu açıklayabildiğini ve bu bilgiyi başkalarına iletebildiğini varsayarız. Aynı şekilde bir kişi bir kanunun maddelerini biliyor olabilir, fakat bu bilme çoğu zaman metinsel ve teorik düzeyde kalır. Bilmek bu yönüyle mesafeli, nesneleştirici ve çoğunlukla soyut bir ilişkidir. Zihin bilgiyi kavramlara dönüştürür, sınıflar, tanımlar ve düzenler.

Tanımak ise daha çok deneyimle, temasla ve süreklilikle ilgilidir. Tanımak yalnızca bir bilgiye sahip olmayı değil, o bilgiyle yaşanmış bir ilişki kurmayı ifade eder. Bir insanı tanıyorum dediğimizde onun yalnızca adını, mesleğini ya da biyografik bilgilerini bilmekten söz etmeyiz. Onun tepkilerini, çelişkilerini, sessizliklerini, zaman içindeki değişimini ve bağlam içindeki davranışlarını da kapsayan bir yakınlıktan söz ederiz. Tanımak bu nedenle daha bütüncül ve daha varoluşsaldır. İçinde sezgi, empati ve zaman boyutu vardır.

Bir kişi müziğin kurallarını, makamları ve notaları bilebilir, fakat bir besteciyi ya da bir müzisyeni tanımak bambaşka bir şeydir. Bilmek burada teknik bir yeterlilikken, tanımak müziğin ruhuna ve o insanın müzikle kurduğu ilişkiye nüfuz etmeyi içerir. Aynı şekilde bir insan dinî metinlerin içeriğini, kavramlarını ve hükümlerini bilebilir, fakat o dini tanımak, onun insan hayatında nasıl bir anlam ürettiğini, korku ve umutla nasıl iç içe geçtiğini, tarihsel ve psikolojik etkilerini kavramayı gerektirir.

Felsefi açıdan bakıldığında bilmek daha çok önerme bilgisiyle ilişkilidir, tanımak ise yaşantı bilgisine yakındır. Bilmek doğru yanlış ekseninde değerlendirilir, tanımak ise derinlik ve yüzeysellik ekseninde. Bir şeyi bilmek mümkündür ama onu tanımamak da mümkündür. Hatta çoğu zaman modern insanın temel sorunu burada ortaya çıkar. Çok şey bilinir fakat çok az şey tanınır. Kavramlar çoğalır, fakat anlam derinleşmez.

Sonuç olarak bilmek zihnin düzenleme ve hüküm verme faaliyetidir, tanımak ise insanın dünyayla kurduğu canlı ve süreklilik taşıyan ilişkidir. Bilmek mesafeyi korur, tanımak mesafeyi azaltır. Bilmek nesneyi sabitler, tanımak onu hareket halinde görür. Bu yüzden bilginin bilgelik haline dönüşebilmesi çoğu zaman bilmekten tanımaya doğru yapılan bu geçişle mümkün olur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir