Kutsal Sorgulanabilirmi

İnsan kutsalını sorgulayamaz. Çünkü insan çoğu zaman inancını seçmez içine doğar. Dilini seçmediği gibi dinini de seçmez. Hangi coğrafyada doğduysa onun tanrısını onun peygamberini onun kutsalını onun ahlakını miras alır. Bir çocuk Hindistan da doğarsa Vedaları kutsal öğrenir Pakistan da doğarsa Kuran ı  İsrail de doğarsa Tevrat ı  Amerika nın muhafazakâr bir bölgesinde doğarsa İncil i. Her biri kendi inancının mutlak hakikat olduğuna aynı kesinlikle inanır.

Çünkü insan hakikate değil aidiyete bağlanır.

Bir kaplumbağa kabuğunu sorgulamaz. Çünkü onun dünyası kabuğudur. Bir balık suyu fark etmez. Çünkü yaşamın kendisi sudur. Bir kuş kanadını düşünmez çünkü uçmak onun için metafizik bir mucize değil doğal varoluş biçimidir. İnsan da içine doğduğu kültürü dini mezhebi milleti ve kutsalları aynı şekilde yaşar. Onları düşünmez onların içinden düşünür. İşte bu yüzden insanın en zor yaptığı şey kendi zihninin içinde kurulduğu temelleri sorgulamaktır. Çünkü o temeller çökerse yalnızca bir fikir yıkılmaz kimlik aidiyet anlam aile çevre ahlak ölüm korkusuna karşı kurulan bütün psikolojik savunma sistemi çöker.

İnsan bir fikre inanmaz sadece o fikirle bir benlik inşa eder. Din yalnızca metafizik bir açıklama değildir. Aynı zamanda toplumsal aidiyettir aile bağlarıdır ahlak sistemidir korkuların yönetimidir ölüm karşısında tesellidir yalnızlığa karşı korunaktır. Bu yüzden dine yönelik eleştiri çoğu insan tarafından fikrî bir itiraz olarak değil kişisel saldırı olarak algılanır. Çünkü eleştirilen şey yalnızca inanç değildir kişinin varoluş zemini annesi babası çocukluğu mahallesi kutsalı mezarı duası geçmişi ve geleceğidir. İnsan çoğu zaman gerçeği değil psikolojik güvenliğini korur.

Bu yüzden cemaatler tarikatlar ve ideolojik yapılar kendi içlerinde kapalı epistemik evrenler kurarlar. O yapının içinde lider sorgulanamaz hale gelir. Çünkü sorgulama yalnızca bireysel düşünce değildir aynı zamanda grubun bütünlüğüne tehdittir. Grup psikolojisi burada bireysel aklı bastırır. İnsan dışlanmamak için susar. Yanlış gördüğünde bile vardır bir hikmeti der. Çünkü hakikati aramanın bedeli çoğu zaman yalnızlıktır.

İnsanların büyük kısmı hakikatsiz yaşamayı yalnız yaşamaya tercih eder.

Bir tarikata giren insan zamanla kendi bireysel aklını cemaat aklına teslim eder. Lider artık hata yapabilen bir insan değil metafizik otoriteye dönüşür. En açık çelişkiler bile imtihan hikmet sır manevi derinlik gibi kavramlarla açıklanır. Çünkü kültlerin en temel mekanizması eleştiriyi ahlaki suç haline getirmektir. Sorgulayan kişi artık yalnızca farklı düşünen biri değil hain mürted nankör şeytana uymuş fitneci olarak görülür. Böylece düşünsel kontrol ahlaki baskıya dönüşür.

Dinlerin tarihine bakıldığında da aynı durum görülür. Her din kendi kutsal anlatısını mutlak iyilik üzerinden kurar. Müslümanlar Hz. Muhammed i âlemlere rahmet olarak kabul eder. Hristiyanlar İsayı mutlak sevginin bedeni olarak görür. Yahudiler kendi seçilmişlik anlatılarını kutsal kabul eder. Hindular Vedaları ezeli hakikat olarak görür. Hiçbiri kendi sistemine dışarıdan bakamaz. Çünkü kutsal anlatılar içeriden okunur dışarıdan incelenmez. Oysa tarihsel açıdan bakıldığında bütün dinlerin içinde savaşlar infazlar sürgünler zorlamalar iktidar mücadeleleri ve şiddet vardır. Fakat inanan zihin bunları tarafsız değerlendiremez. Çünkü kutsalın eleştirisi bilinçte küfür ihanet ve varoluşsal tehdit olarak kodlanır.

Mesela bir Müslüman Hz. Muhammedin dönemindeki siyasi ve askeri olayları çoğu zaman tarihsel eleştiriyle inceleyemez. Kaab bin Eşrefin öldürülmesi Beni Kurayza olayındaki infazlar Hayber kuşatması sırasında hurmalıkların yakılması savaş ganimetleri cariyelik meselesi gibi konular tarihsel-eleştirel açıdan incelendiğinde ciddi etik sorular doğurabilir. Ancak inanç sistemi bu olayları baştan kutsallık filtresiyle okuduğu için sorgulama çoğu zaman engellenir. Çünkü sonuç önceden belirlenmiştir Peygamber hata yapmaz. Böyle olunca tarih araştırması hakikati aramak için değil mevcut inancı doğrulamak için yapılır. Aynı mekanizma diğer bütün dinlerde de vardır. Bir Hindu Vedaları sorgulamaz. Bir Ortodoks Tevrat anlatılarındaki şiddeti sorgulamaz. Çünkü mesele veri değil kimliktir.

Buradaki temel psikolojik mekanizma bilişsel çelişki dediğimiz durumdur. İnsan zihni inandığı şey ile gördüğü gerçek çeliştiğinde çoğu zaman gerçeği değil yorumunu değiştirir. Çünkü zihinsel sistemin çökmesi çok ağır bir travmadır. Eğer insan yıllarca hayatını bir dine göre yaşamışsa ahlakını ona göre kurmuşsa ölüm korkusunu onunla bastırmışsa bütün sevdiklerini o sistem içinde anlamlandırmışsa bir gün çıkıp ya yanlışsa? demek psikolojik deprem etkisi oluşturur. Bu yüzden çoğu insan hakikati değil tutarlılık hissini korur.

Sosyolojik açıdan da. Toplumlar ortak kutsallar etrafında birleşir. Din yalnızca metafizik sistem değil aynı zamanda sosyal düzendir. Bayraklar marşlar liderler peygamberler kutsal kitaplar mezhepler ve ideolojiler toplumun yapıştırıcılarıdır. Bu yüzden toplumlar kutsallarını korumak için refleks geliştirirler. Çünkü kutsal çökerse toplumsal bütünlük de tehdit altına girer. İşte bu nedenle tarih boyunca en sert cezalar çoğu zaman dine lidere veya kutsala yönelen eleştirilere verilmiştir. Çünkü iktidarlar çok iyi bilir İnsanların tanrılarını kontrol edenler zihinlerini de kontrol eder.

İnsan zihni özgürlüğü sever ama aynı zamanda belirsizlikten korkar. Dinler cemaatler ve ideolojiler bu korkuya kesinlik sunar. Hakikat bizde. Kurtuluş burada. Doğru yol bu. İnsan belirsizlik yerine kesinliği tercih eder. Çünkü düşünmek yorucudur. Şüphe ağırdır. Sürekli sorgulamak insanı yalnızlaştırır. Bu yüzden çoğu insan hazır cevapları özgür düşünceye tercih eder

Sonuç olarak kültler, cemaatler, tarikatlar, dinler ve ideolojik yapılar yalnızca fikir sistemleri değildir aynı zamanda psikolojik güvenlik alanlarıdır. İnsan bu alanları sorgularken aslında kendi benliğini ailesini geçmişini toplumunu ve hayatının anlamını sorgular. Bu yüzden kutsallar kolay kolay eleştiri konusu yapılamaz. Çünkü kutsalı sorgulamak çoğu zaman insanın kendi varoluş zeminini dinamitlemesi anlamına gelir. İnsan hakikatten ziyade anlam arayan bir varlıktır. Ve çoğu zaman anlamını korumak için gerçeğe gözlerini kapatır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir